Un pont entre les langues française et turque est rompu : Nous venons de perdre Münevver
Andaç. Elle était la traductrice en langue française des grands écrivains turcs.
Cest grâce à son travail ardu et aussi ingrat quest la traduction, de
nombreux lecteurs francophones ont pu apprécier les chefs doeuvres de la
littérature turque. Personnellement, jaimais en particulier ses traductions des
poèmes de Nazim Hikmet. Pour moi, les vers en français de Nazim était aussi percutants,
envoûtants, révoltants quen turc.
Etant moi-même traducteur-interprète, je sais à quel point il
est difficile de passer dune langue à lautre quand on a le souci permanent de
transposer la sensibilité dorigine avec exactitude. Je suis impressionné à jamais
de deux traductions : jai aimé plus les vers issus de Cyrano de Bergerac de Edmond
Rostand dans sa traduction en langue turque grâce à Sabri Esat Siyavusgil et dans le
sens inverse ceux de Nazim en français grâce à Münevver hanim. Je pense que tous ceux
qui sattellent à la traduction entre le turc et le français doivent essayer de
tirer des leçons des travaux de Madame Andaç.
Lhommage de Gaye Petek-Salom reflète à merveille la
personnalité de Madame Andaç.
Ce numéro consacre une place importante à limage de
linstituteur dans les littératures turque et française grâce à lexcellent
travail de Madame Joëlle Pierre. On voit encore une fois que les instituteurs étaient et
sont (et doivent être !) le fer de lance des valeurs républicaines et de la modernité
en opposition au conservatisme dans les deux pays.
Dans notre Cahier de poésies nous vous livrons trois poèmes de
trois poètes nourris par leur passion. Je dirais que notre ami Gül Ilbay à force de
traduire les poèmes du français vers le turc et du turc vers le français acquiert de
plus en plus de sensibilité poétique et un talent mûrissant. La lecture du Cerisier
ma poussé à faire cette réflexion. Lamour quéprouve Madame Claudine
Demailly pour la Turquie donne naissance à dabondant poèmes. Nous en publions un
pour linstant. Quant à Özcan Öztürk, il essaie un style bien particulier. Vous
lirez également un essai de Zülfükar Arslan, un jeune lycéen, pourtant mathématicien
qui veut jongler avec les mots. Vous le connaîtrez davantage en lisant notre
rubrique Lumières sur nos jeunes.
Conscient des faiblesses de nos possibilités de reproduire à sa
juste valeur des photos, parfois nous hésitons à vous en proposer. Nous reprenons
lessai en vous présentant quelques photographies de Sami Kiziltan tirées de sa
récente exposition à Paris.
Notre numéro de printemps vous parvient quen début
dété. En conséquence, permettez-moi de vous souhaiter un agréable été
agrémenté de nombreuses lectures. Le prochain numéro sera distribué courant septembre
afin déviter les pertes postales inévitables de lété.
Türkçe ile Fransızca arasında en işlek
köprülerden biri yok artık : Münevver Andaçı yitirdik. Fransız okuyucular en
önemli Türk yazarlarını Münevver hanımın çevirilerinden okuyup beğendiler. Benim
en çok etkilendiğim çevirmenlerden biriydi. Nazımın şiirlerini,
Andaçın çevirilerinden okurken asıllarını okurcasına zevk alırım. Bu usta
şairin kelimeleri çevirmenin üstün becerisi sayesinde Fransızcada da
Türkçede olduğu kadar çarpıcı, etkileyici ve vurucu. Bir de Adnan
Sivayuşgilin Edmond Rostandnın Cyrano Bergerac çevirisi benim için bir
şaheserdir. Cyranonun tiradları bana Türkçede daha da akıcı gelir,
çevirmenin ustalığı sayesinde.
Ben de çevirmenlikle uğraştığım için, bu işin ne kadar
zorlu, ne kadar hain bir çaba olduğunu bilirim. İki dilin inceliklerini, oyunlarını
kavramak, sonra da yazarın duyarlılığını yüklenen kelimelere, cümlelere öbür
dilde karşılıklar bulmak öylesine kolayca üstünden gelinen bir uğraşı değil.
Özel bir yaratıcılık ve duyarlılık gerektiren bir çaba. Münevver Andaç,
çevirmenlikle, özellikle yazınsal çeviriyle uğraşanların dikkatle örnek
alacakları büyük bir Hanımdı.
Gaye Petek-Şalom, saygı yazısında, Andaçı gayet güzel
anlatıyor okuyucularımıza.
Bu sayıda, Türk ve Fransız yazınında öğretmen kişiliğinin
işlenişi üzerine uzun bir dosya-yazı yayınlıyoruz. Bayan Joëlle Pierrein tez
çalışmasından ayarladığı yazısı iki ülke yazının kılı kırk yaran deyimine
uygun bir taramanın ürünü. Bir kez daha, her iki ülkede, öğretmenin, cumhuriyet
ilkelerinin yayıcısı ve savunucusu olduğunu, modernleşmenin aracı olarak tutuculukla
mücadele görevini üstlendiğini görüyoruz.
Şiir defterimizde üç şiir, üç sansibilite sunuyoruz.
Arkadaşımız Gül Ilbay, Fransızcadan Türkçeye, Türkçeden
Fransızcaya, yaptığı (özellikle şiir) çevirilerle yoğrula yoğrula yeteneği
olgunlaşan bir şair görünümünde kiraz ağacı adlı şiirinde. Bayan
Claudine Demailly, Türkiyeyi çok seviyor, sevgisini de şiirle dile getiriyor.
Bize gönderdiği birçk şiirden şimdilik bir tanesi sunuyoruz sizlere.Özcan Öztürk
kendine özgü bir denemeyle karşımıza çıkıyor. Bir de Zülfükar Arslanın
bir denemesini aldık yazın bölümümüze. Bu, lise matematik bölümü öğrencisi
yazın düşkünü genci, gençlerimizi tanıtmaya çalıştığımız bölümdeki
söyleyişi okuyarak tanıyabilirsiniz.
Basım güçlüklerimizin bilinciyle, fotoğraf, resim gibi
eserlere değerlerine uygun yayınlayamamak korkusuyla yer vermekten kaçındığımız
oluyor. Ama, bu sefer, Sami Kızıltanın son Paris sergisinden alınmış,
fotoğraflarını yayınlamaya karar verdik.
İlkbahar sayımız siz okuyucularımıza yazın başında
ulaşıyor. Bu nedenle hepinize bol okumalı bir yaz, iyi tatiller dilerim. Bir sonraki
sayımız, yaz döneminde kaçınılmaz posta sorunlarınlarıyla karşılaşmamak
amacıyla eylülde dağıtıma girecek. Bilgilerinize sunarım.