EDITO N° 48-49-50
Murat V. ERPUYAN
(Français & Turc)
*** VERSION FRANCAISE ***
Vous tenez entre vos mains un triple numéro dOLUSUM/GENESE consacré en
quasi-totalité à Pierre Loti. Vous découvrirez dans lentretien avec Danielle
Brassaud et Didier Catineau les circonstances de la naissance de cet hommage à Loti. En
effet, il y a quelques années, une enseignante, Madame Brassaud, frappe à la porte
dA TA TURQUIE pour nous expliquer son projet avec ses élèves : pendant toute une
année scolaire Loti devait servir de fil conducteur pour toutes les matières, et quand
on évoque ce personnage à multiples facettes on croise constamment la Turquie. Donc,
elle nous demandait de laider à mieux connaître ce pays, chéri par
lécrivain, dautant plus quelle avait trois élèves dorigine
turque.
Il y a déjà un an, après avoir tourné pas mal autour de ce
personnage complexe, nous avons été vivement séduit par la suggestion de Danielle de
consacrer un dossier à Loti dans O/G. Puis, on a décidé de faire de Loti le pilier de
toutes nos activités en 1997. Ainsi, A TA TURQUIE a organisé pour les jeunes de Lorraine
un séjour de quinze jours en Charente-Maritime sur les traces de Pierre Loti. Et le
traditionnel Automne aux couleurs de Turquie 97 sera également dédié à Loti :
exposition, concert de musique soufi, soirée de chants de marins, conférences,
dédicaces, lecture-spectacle...
Nous pensions réaliser un dossier dune trentaine de pages.
Nos démarches ont pris une telle ampleur que nous avons éprouvé des difficultés pour
boucler le dossier. Ainsi, le Loti-Stamboul déborde largement les cents pages.
Voilà pour la petite histoire. Lattrait pour le personnage
de Loti est immense. Chaque jour, nous avons découvert de nouvelles pistes et fait
connaissance avec de nombreuses personnes grâce à Loti. Nous avons tissé des amitiés
fort enrichissantes.
Ce triple numéro est le fruit dun rapt
sentimental, car Danielle sest glissée un peu sous leffet du
hasard dans lunivers lotien (jignore si
lexpression existe) dans lequel elle a nourri, en quelque sorte, son âme et a
voulu, au prix dun énorme travail, de dévouement et dacharnement, rendre
hommage à Loti en prenant la lourde responsabilité quest la direction, la
coordination et le suivi de ce dossier qui contient de nombreux inédits et qui réunit
des auteurs de plusieurs continents.
Lhommage, je dirais, subconscient de Danielle, nous a permis
de rendre hommage à Loti, écrivain talentueux, visionnaire, grand reporter (avant que
cette expression ne voie le jour), photographe, marin... et surtout Grand ami des Turcs.
Oui, il est vrai quenfants de la République turque, nous lavons aimé, tout
en nourrissant un sentiment de colère, puisquil défendait une Turquie obsolète.
Son amour pour Aziyade, ses sentiments pour la Turquie ne sont pas toujours bien compris
en raison de son attachement au passé. Les vers de Nazim Hikmet traduisent cette
incompréhension. Le plus universel des poètes turcs a dailleurs reconnu son tort
(voir larticle de T. Muhidine). Il na sans doute jamais trouvé
loccasion de lire Turquie agonisante. Dans ce livre, Loti ne défend pas seulement
ses amis Turcs, mais critique avec virulence le colonialisme sous toutes ses formes. On
trouve le même genre de critiques quand il parle de la révolte des boxers en Chine.
Cest là quon comprend que Julien Viaud, dit Loti, défendait ardemment ses
amis Turcs, mais cette défense était solidement basée sur une conviction qui ne fut
pratiquement jamais partagée, en son temps, par ses contemporains. Mais voilà, le temps
lui donne raison et lui fait honneur. Il était un précurseur courageux dans de nombreux
domaines et surtout dans celui des idées. Il a eu tous les honneurs malgré ses positions
envers et contre tous. Là, il y a une grandeur inégalable. Je souhaite mabstenir
de vous étaler davantage mes sentiments issus de ma redécouverte de lauteur
dAziyade ou de Pêcheurs dIslande au fil de la réalisation de ce dossier.
Oui, je l'ai redécouvert ; mes bons sentiments à légard
de lécrivain, ami de la Turquie, se sont transformés en une admiration, en une
compréhension certaine et en une grande amitié. Jen suis ravi. Jespère et
je souhaite que ce numéro spécial, permette surtout aux jeunes et notamment à ceux
originaires de Turquie de suivre un chemin semblable au mien.
Je remercie vivement toutes les personnes qui ont apporté leur
contribution à la réalisation de ce triple numéro, malgré, souvent, la distance
géographique, malgré, aussi, leur emploi de temps chargé. La liste en est tellement
longue que lon me pardonne de ne pas préciser ma reconnaissance en les citant un
par un.
*
Grâce au Cahier de poésies (où vous lirez Tevfik Fikret, un
contemporain de Loti), à Légendes, à Immigration turque en Europe (où vous remarquerez
à travers les observations du chroniqueur de Cumhuriyet, Mustafa Balbay que lespace
européen pour les immigrés turcs sélargit) et lincontournable Bloc-Notes,
OLUSUM/GENESE a souhaité garder un tout petit peu son aspect habituel tout en rendant
hommage à Pierre Loti.
*
Et ainsi, on arrive au numéro 50. Cest un point de repère
important dans la vie dune publication. 50 numéros : plus de 8 années
daventure et dacharnement pour une publication qui tient à assurer en
permanence des passerelles entre deux langues et deux cultures, tout en favorisant la
production littéraire et artistique des jeunes originaires de Turquie, en essayant
dêtre un espace de rencontres et déchanges, sans oublier la mission qu'elle
sest donnée dêtre la mémoire de limmigration turque en France et en
Europe, qui, depuis, maintenant, plus de trente ans a réussi à générer une
organisation communautaire complexe dans lespace européen. Nous ne cesserons jamais
daffirmer quune intégration réussie est laboutissement logique
dune appartenance à une double culture, source denrichissement et de
vitalité...
*** VERSION TURQUE ***
Tamamına
yakın bir kısmını Pierre Loti dosyasının oluşturduğu üç sayılık bir
OLUŞUM/GENESE sunuyoruz. Lotiye saygı amacıyla hazırladığımız bu özel
sayı, bayan Danielle Brassaudnun bundan birkaç sene önce A TA TURQUIEnin
kapısını çalmasıyla başladı diyebiliriz. Danielle, o sene öğrencilerine bütün
dersleri Pierre Lotiden yola çıkararak işlemeye karar veriyor. Lotiyi
tanıdıkça, Türkiye çıkıyor karşısına, üstelik sınıfta üç de Türk kökenli
öğrencisi var. Bizden, yazarın ikinci vatanı saydığı Türkiye konusunda kendisine
yardımcı olmamızı istiyor. İşte çıkış noktamız bu.
Daha sonra, kendisinden, Loti ile geçen bir öğretim yılının,
yapılan gezilerin, öğrencilerin yazar hakkındaki düşüncelerinin konu edildiği bir
yazı istemiştim. Bu yazı bir türlü elime ulaşmadı. Ancak, bir sene önce,
Lotinin çok yönlü kişiliği etrafında tartışırken Danielle'in önerisi çok
çekici geldi : O/Gde Loti ile ilgili bir dosya hazırlamak. Arkasında, A TA
TURQUIEnin, 1997deki etkinliklerini Loti üzerine kurmağa karar verdik. Bu
nedenle, yazın bir grup Lorraineli genci, Lotinin izlerini sürmek üzere,
doğduğu Charente-Maritime iline onbeş günlük bir yaz tatiline gönderdik.
Beşincisini hazırladığımız Türkiye Renkleriyle Sonbahar diye adlandırdığımız
güz etkinliklerimizi (sergi, sufi müziği ve denizci şarkıları konserleri,
konferanslar ve tiyatro...) hep Lotiden yola çıkılarak hazırlandı.
Başta 30 sayfalık bir dosya öngörmüştük. Ama işin içine
girince dosyayı kapatabilmek çok güç oldu. Böylece elinizde 100 sayfayı geçen bir
Loti-Stamboul dosyası oluştu. Yazılar geldikçe, belgeler okundukça, Lotinin
çekici kişiliği daha bir belirginleşti. Yeni ilişkiler, dostluklar kuruldu.
Bu üç numaralık sayı, bir anlamda, bir tutkunun ürünü.
Danielle, Lotinin dünyasına girdikçe sürükleyici bir akıma kapıldı. Bu
tutku, sizlere sunduğumuz sayının gerçekleşmesi için büyük bir özveriyle
çalışmasını, dosyanın yönetimi sorumluluğunu üstelenmesini sağladı. Çabaları
sayesinde arşivlerden hiç çıkmamış, yayınlanmamış bu belge bu dosyada yer aldı.
Bu sayede biz de yetenekli yazar, büyük röportajcı,
fotoğrafçı, denizci, vizyoner kimlikleriyle birlikte, katıksız bir Türk dostu,
Lotiyi saygıyla anma olanağı bulmuş olduk. Gerçekten Türkler, özellikle
Cumhuriyet çocukları, Lotiye karşı duydukları sevgi kadar kızgınlık ta
beslerler. Çünkü, Loti, onların gözünde bitmiş, tükenmiş, kabuğunu
değiştirmesi gereken bir Türkiyeyi savunmaktadır. Aziyadeye olan aşkı,
Türkiye için taşıdığı duygular her zaman pek iyi anlaşılamamıştır. Nazım
Hikmetin Loti ile ilgili dizeleri bunun en açık örneğidir. Can çekişen
Türkiyeyi okumuş olsaydı Nazım aynı dizeleri yazar mıydı? T.
Muhidinenin yazısından Nazımın yanıldığını itiraf ettiğini okuyoruz.
Gerçekten de Can çekişen Türkiyenin yazarı, dostlarım dediği Türkleri,
sadece sevginin verdiği güçle savunmuyor, aynı anda sömürgeciliğin keskin bir
kritiğini de yapıyor. Aynı yaklaşımı Çinde bokserler isyanı üzerine
yazdığı yazılarda da görüyoruz. Bundan da anlaşılıyorki, gerçek adı Julien
Viaud olan Pierre Loti, dostları Türkleri, cansiperane savunmasını, yerine oturmuş,
kuvvetli bir inanca dayandırıyordu. Böylece, zamanında herşeye ve herkese karşı
sömürüye karşı çıkan çok ender kişilerden biri oluyordu. Ve zaman onu haklı
çıkarıyor, ilerigörüşlülüğünü belgeliyor. Birçok alanda ve düşüncede ilk
olma şerefini taşıyor Loti. Ödün vermeksizin, cesaretle ve açık yüreklilikle
düşüncelerini söylemiş olması ona yaşadığı dönemde dahi duyulan saygınlığı
engellemedi. Bence, bu da çok yönlü ve kişilikli Julien Viaud'nun büyüklüğünün
bir kanıtı. Bu dosyayı hazırlarken, Aziyade ya da İzlanda Balıkçılarının
yazarı üzerine böylesi duygular yaşadım.
Yazarı, bir anlamda yeniden keşfettim. Türkiyenin dostuna
olan sempatim, dostluğa, hayranlığa ve onu daha iyi anlamaya dönüştü. Umarım,
benim geçtiğim bu yoldan, bu özel sayı sayesinde, başkaları ve özellikle gençler
de geçer ve Loti bu şekilde algılanır.
Dosyanın gerçekleşmesinde, binlerce kilometrelik uzaklığa,
çok yüklü çalışmalarına rağmen, katkıları olan herkese sonsuz teşekkürlerimi
sunarım. Katkılarını esirgemeyenler kapılarını bize ardına kadar açanlar tek tek
teşekkür edemediğim için beni bağışlasınlar.
*
Şiir defteri (Lotinin çağdaşı Tevfik Fikretten
bir şiirin yer aldığı), Rüyalar, Avrupadaki Türk göçü (Cumhuriyet gazetesi
yazarı Mustafa Balbaydan Türk göçünün Avrupa çoğrafyasında daha da
yaygınlaştığını ögrendiğimiz) ve kaçınılmaz Bloc-Notes ile O/G az çok
geleneksel görünümünü korumaya çalıştı.
*
Ve bu arada 50. sayıya ulaştık. Bir derginin yaşamında 50.
sayı önemli bir aşama, bir maceranın, canhıraş didinmenin kilometre taşı. Bu
katedilen yolda O/G, iki dil iki kültür arasında gidip gelen, köprüler kurmaya
çalışarak, özellikle Türk göçünden gelen gençlerin sanatsal ve yazınsal
ürünlerini değerlendirmek için çabalayan, bir karşılaşma ve değiş tokuş alanı
oluşturmak için uğraşan, Fransa ve Avrupada kırk seneye yakın bir sürede
kendine özgü ve karmaşık bir toplumsal yapı oluşturan Türk göçünün ve hatta
daha geniş anlamda göçün gelişimini irdelemeye, içinde yaşanılan topluma uyumun
iki kültürlülüğü, iki dilliliği bir zenginliğe ve dinamiğe dönüştüren
sentezle başarılı olabileceğini sürekli savunan bir yayın olmuştur. |