Türkçe Ezanin Öyküsü Emre KONGAR in Cumhuriyet - 25/10/2004 Gençler bilmez, bir zamanlar Türkiye'de minarelerden ''Tanri uludur'' diye Türkçe ezan okunurdu. Üstelik bu uygulama öyle kisa da sürmedi. 1932 yilindan 1950 yilina kadar tam on sekiz sene, Türkiye'de insanlar Türkçe ezanla namaz vaktini ögrendi. Daha sonra, Ikinci Dünya Savasi'nin bitimiyle baslayan ''Soguk Savas'' döneminde bütün Bati Dünyasi'ni kapsayan ''Anti-komünizm'' mücadelesinde ön plana çikarilan dinci yaklasimlar, içerde de çok partili siyasetin iktidara getirdigi Demokrat Parti 'nin Atatürk Devrimlerini sorgulayan tutumuyla bütünlesti ve ezan yeniden Arapça okunmaya baslandi. Altan Öymen Degisim Yillari adiyla ikinci cildini çikardigi anilarinda, pek çok ilginç olayla birlikte bu deneyimin öyküsünü de ayrintili olarak anlatiyor: (ss.483-496) Türkçe ezan okunmasi konusu Mesrutiyet dönemindeki bazi aydinlar tarafindan da dile getirilmisti. Bu özlemi Ziya Gökalp söyle siirlestirmis: ''Bir ülke ki, camiinde Türkçe ezan okunur. Köylü anlar manasini namazdaki duanin Bir ülke ki, mektebinde Türkçe Kuran okunur Küçük büyük herkes bilir buyrugunu Hüda'nin Ey Türk oglu, iste senin orasidir vatanin.'' Atatürk 1932'de, önce Türkçe ezan okunmasinin dinen caiz olup olmadigini tartistiriyor ve caiz oldugu belirleniyor. Bunun üzerine içlerinde Hafiz Burhan, Sadettin Kaynak, Hafiz Nuri gibi dönemin önemli hafizlarinin bulundugu bir komisyon kurularak ezanin Türkçe çevirileri yapiliyor ve hangisinin ahenginin daha uygun oldugu tartisiliyor. Kabul edilen metin söyle: ''Tanri uludur; Süphesiz bilirim, bildiririm: Tanri'dan baska yoktur tapacak, Süphesiz bilirim, bildiririm Tanri'nin elçisidir Muhammed Haydin namaza, haydin felaha Namaz uykudan hayirlidir.'' Diyanet Isleri Baskanligi 18 Temmuz 1932 tarihli bir genelge ile bu metni bütün camilere bildiriyor ve ezan Türkçe okunmaya baslaniyor. Öymen, öykünün bundan sonrasini ve yasanan ilginç olaylari da son derece tatli bir dille anlatiyor. Pek çok ilginç olay yasandiktan sonra, Demokrat Parti 1950 yilinda iktidara geliyor ve ilk is olarak ezanin yeniden Arapça okunmasini sagliyor. Bu arada Menderes ve arkadaslari bir sikinti yasamislardir: Atatürk'e bagliligiyla bilinen ve çok partili rejime geçilirken Ismet Inönü 'ye Atatürk Devrimleri konusunda dikkatli olma sözü vermis olan Celal Bayar buna ne diyecektir? Öymen, bunu da o dönemin Saglik ve Sosyal Yardim Bakani olan Nihat Resat Belger 'in agzindan aktaran Nadir Nadi 'ye dayanarak söyle anlatiyor: Cumhurbaskani Bayar'in baskanliginda toplanan hükümet, Arapça ezan yasaginin kaldirilmasini tartismaktadir: Bayar bir ara soruyor: ''Arkadaslar, kararimizla Atatürk'ün ruhu muazzep olmaz mi?'' Buna Belger yanit veriyor: ''Büyük zaferimiz üzerine Atatürk'ün ruhu o kadarcik kusuru bize bagislar efendim!'' Bunun üzerine Bayar yatisiyor ve toplanti neseli bir havada sürüyor. Bugünlerde yasanan bilgi ve tarih kirlenmesi, daha dogrusu ''kirletilmesi'' ortaminda Öymen'in kitabi, gerçekleri ögrenmek isteyenler için bulunmaz bir firsat. |