Türkçeler ve Öğretmenler Mümtaz SOYSAL Cumhuriyet - 08/01/2005 İngilizcenin ve evladı Amerikancanın yeryüzü egemenliği biliniyor ve ister istemez kabul görüyor. Nedenleri de açık: Hâlâ kalıntıları üzerinde bile güneş batmayan İngiliz imparatorluğu, Amerika'nın şimdiki ağırlığı, yazılış, okunuş ve söyleniş açısından belalı olduğu halde dilin kolaylığı, esnekliği falan. Çeşitli nedenlerle İspanyolcanın yaygınlığını da anlatmak zor değildir. Almanca bile, Avrupa'daki nüfusuyla, bilim ve teknolojideki rolüyle direnmeye devam ediyor. Fransızca için de bunlara benzer şeyler söylenebilir. Ama, bu sonuncusuyla ilgili olarak söylenebilecek bir şey daha var: Fransız halkının tükenmez ulusalcılığıyla dil konusunu da sahiplenmesi ve asıl önemlisi, eğitim sisteminde öğretmenlerin dil titizliğine verdikleri önem. Acaba Türkiye ve Türkçe bakımından da böyle mi? Dilin bugünkü sefilliği, yalnız çarşıların tabelalarında değil, FM'li radyolarla özel televizyon kanallarının çoğunda gözleri ve kulakları rahatsız edercesine, gelecek bakımından endişe verircesine hep var. En kötüsü de, yeni yetişen kuşakların Türkçesinde var. Kabul edelim ki kabahatin büyüğü, gençlerde değil, ortaöğretimde bile ''İngilizce eğitim'' e geçen, İngilizce ders verip İngilizce yönetilir fakülteler ve üniversiteler açan, iki laf arasına ille İngilizce sözcük sokuşturan, Türkçeyi geliştirelim derken yazım ve vurgu kurallarının canına okuyan büyüklerdedir. Kulak tırmalayan okunuş ve söyleyişlerde, uzatma ve inceltme işaretlerini kaldırışın da payı yok mu? Dilde vurgu yanlışları yapanlar arasında medyadaki habercilere ve program sunucularına da rastlanmıyor mu? Asıl düşündürücü olan, dil deki sefilliğin ortaöğretim sıralarından üniversite düzeyine aktarılan öğrencilerde de artmakta oluşudur. İşte asıl o noktada, ilköğretim okullarından başlayıp liselerin son sınıflarına kadarki zincirde öğretmenlere düşen sorumluluğun vurgulanması gerekiyor. Her şeyden önce ve en çok da onlara yardımcı olmak üzere, yazım kurallarında inceltme işaretinin ve uzatmaya yarayacak kısa düz çizgi biçiminde yeni bir uzatma işaretinin devreye sokulması zorunlu galiba. En azından, ''hala, adet, hakim'' gibi okunuşa göre değişik anlamı olan sözcükler için. Doğru olan, elbet, Arapça ve Farsça sözcükler yerine Türkçelerinin kullanılmasıdır ama, dildeki arıtma tamamlanmadıkça hiç değilse kulakların temiz, beyinlerin berrak ve sözcük dağarcıklarının zengin tutulması gerekmez mi? Sonra, her fırsatta kısa yazılmış seçenekli soru sorma kolaylığına kaçmaktansa, biraz da ''kompozisyon'' ya da ''tahrir'' denen düz yazılı sınav kâğıdı okuma zahmetine katlanılsın ki, öğrencilerin ''kara cümlesi'' doğru olsun. Bir de, yazı: Biliyor musunuz ki, üniversite öğrencilerinin büyük bölümü hâlâ kitap harfleriyle yazmakta. Bitişik yazmayı beceren çok az! Herhalde, üniversite bunun da öğretileceği yer olmamalı, değil mi? |