hautdroite2.gif (179 octets)

Ataturquie

A TA TURQUIE, Association socio-culturelle

EUROPE - TURQUIE

--- Retour ---

AB, Türkiye Için Karar Vermeli...

Leyla TAVSANOGLU
Cumhuriyet - 14/07/2002

Kibris ve Türkiye uzmani siyaset bilimci Dr. Heinz Kramer bölgedeki son gelismeler hakkindaki sorularimizi yanitladi

 

- Siz Alman bir ekonomist ve siyaset bilimci olarak Kibris sorunu ve Türkiye'yle Yunanistan iliskilerini ne sebeple ilgi alaniniz içine aldiniz ve bu konulara bu kadar odaklastiniz?

- Ben bu çalismalara 1973'te basladigima göre, demek ki gelecek yil 30 yilimi dolduruyorum. 1980 yiliydi, galiba. Türkiye'yle ilgili bir çalisma yapmakla görevlendirilmistim. O sirada bundan pek hoslanmadim. Ama amirime de bana verilen görevi yapacagimi söyledim.

O sirada üzerinde çalismak istedigim baska bölgeler ve konular vardi. Ama Türkiye'yle ilgili çalismaya basladiktan sonra bir de baktim ki bunun tiryakisi olmusum. Iste, Türkiye isleriyle ilgili çalismalarimi 1980'den beri sürdürüyorum.

Tabii bunca yil içinde Kibris sorunuyla, Türkiye-Avrupa iliskileriyle, Türkiye'nin dünya siyasetiyle yakindan ilgilendim ve çalistim.

- Peki, siz Türkiye'nin AB üyeligine alinma sansini nasil görüyorsunuz?

- Bu çok önemli bir durum ve çok önemli bir nokta. Türkiye ve AB, yil sonuna kadar birbirlerine karsi ne derece ciddi olduklarina karar vermek zorundalar. Türkiye, ''Ben girmek istiyorum'' , AB de ''Biz de seni istiyoruz'' derse bu is olur.

Bence simdiye kadar bu konu ne AB'de ne de Türkiye'de ciddi biçimde kararlastirilmis degil. AB'ye bakiyorsunuz; Türkiye'nin tam üyelige alinmasiyla ilgili ciddi bir karar alinmis degil. Hatta, bu konuda her kafadan da ayri sesler çiktigi söylenebilir.

Demin dedigim gibi kesin olarak bu alanda neler olacagini önümüzdeki aylarda, yil sonuna kadar görecegiz.

- Size göre AB'nin Türkiye'yi yillardir kapi önünde üyelik için bekletmesinin altindaki neden siyasi mi, yoksa AB yetkililerinin söyledigi gibi gerçekten teknik mi?

- Durum aslinda karisik. AB'nin su andaki tereddüdü, bence, çok yüklü gündeminden kaynaklaniyor. Ayrica da Türkiye'yi üyelige almak, çok büyük bir devleti bünyeye almak anlamina gelecektir. Üstelik bu büyük ülkenin pek çok da sorunlari vardir. Ben burada Türkiye'nin sadece siyasi sorunlari degil, ayni zamanda ekonomik ve toplumsal sorunlari olduguna da dikkati çekmek istiyorum.

Açik söylemek gerekirse AB içinde de su siralar söyle bir isteksizlik var:

''Biz gerçekten Türkiye'yi bünyeye almaya hazir miyiz? Hazirsak neleri üstlenmemiz gerektiginin de farkinda miyiz?''

Türkiye'nin eksikleri var

Saniyorum bu düsünceler ve kaygilar, AB içindeki tereddütlerin kaynagini olusturuyor.

Bir de AB içinde kültürel ve ideolojik farklilik kaygisini tasiyan belli çevreler var. Bu çevreler, belki de fazlasiyla kaba ve abartili bir biçimde Türkiye'nin Avrupa'ya ait olmadigini savunuyorlar. Bu da belli siyasi çevrelerde çekinceler dogmasina yol açiyor.

Öte yandan, AB'nin içindeki esas kaygi, kendi gelecegiyle ilgili ve sorulan soru da su:

''Bütün bu aldiklarimiz ve genislememiz bugün için biraz fazla degil mi?''

AB'nin kendisi, hâlâ geleceginin ne olacagi sorusuna yanit getirebilmis degildir. Bir de üstüne bu genisleme süreci bindi.

- Bir de orada size bir sey sormak istiyorum. Euro'nun dolasima girmesine karsin Avrupa ekonomisi canlanabildi mi?

- Hayir, Avrupalilarin kendileri de bunun farkinda. Avrupa ekonomisi hâlâ ABD'ninkinin pesinden geliyor ve bir türlü canlanamiyor. Her bir AB üyesi ülkede yüksek oranda issizlik, ekonomik sikintilar var.

Bütün bu güçlükler yasanirken ve AB gelecegini net olarak göremezken ''Hadi bakalim, 65 milyon kisiyi birden bünyemize aliyoruz'' , nasil derler? Üstelik sizin ülkenizde bati bölgesiyle dogu bölgesi arasinda muazzam bir ekonomik uçurum var. Siyasi, toplumsal sorunlariniz buna ekleniyor. Ciddi biçimde azgelismis bir sosyal güvenlik sisteminiz var.

Saglik, egitim, sendika sisteminize bir bakin. Bütün bu alanlarla ilgili duyulan kaygilar ciddidir ve bu alanlari düzeltemediginiz, bunlara el atip kalkindiramadiginiz sürece Avrupa'yla iliskilerinizdeki zorluklar, baska alanlarda oldugu gibi sürecektir.

- Çok dogru söylüyor olabilirsiniz. Türkiye'nin pek çok alanda eksikligi var. Ancak, gelelim Kibris Rum kesimine... Kibris Rum kesimi her alanda Avrupa kriterlerine uyuyor mu da onu bu kadar istiyakla bünyelerine kabul etmek istiyorlar? Bu ne biçim bir mantiktir?

- Çok dogru söylüyorsunuz. Bu ilginç bir paradoks. On dört AB üyesi ülke, istemeyerek de olsa, homurdana homurdana da olsa, Kibris'i (Rum kesimi) üyelige almaktan baska seçenekleri olmadigini kabul etti.

- Iyi de, neden baska seçenekleri yokmus?

- Yunanistan, son yillarda çok parlak ve zekice bir bulusla AB'nin doguya dogru genislemesine bir kosul getirdi. O da Kibris'in (Rum kesimi) üyelige alinmasiydi. Yunanistan'in tavri, Kibris (Rum kesimi) AB tam üyeligine alinmazsa ben de AB'nin doguya genisleme sürecini veto ederim, oldu.

Simdi 14 AB üyesi ülkede, Yunanistan Parlamentosu'nun AB'nin doguya genisleme sürecini onaylamamasi kaygisi ve korkusu var. Böyle olursa Avrupa'da ciddi bir çözülme baslar. Bana sorarsaniz, pek çok AB üyesi ülke de Kibris'in (Rum kesimi) tam üyelige kabul edilmesi için kendilerine santaj yapildigini düsünüyorlar. Diyorlar ki:

''Avrupa'nin doguya dogru genislemesi ve Ege'de bir istikrar saglanmasi için bedel ödeme durumundayiz. Bu bedel de Kibris'in (Rum kesimi) tam üyelige alinmasinin kabulüdür.''

O nedenle de Kibris'in tam üyeliginin en iyi kosullarda gerçeklesmesi için çaba harcaniyor. Bu da Kibris'in (Rum kesimi) tam üyelige alinmasindan önce Kibris sorununun ya çözümüdür ya da çözüm olmazsa bölünmüs adanin AB'ye mümkün oldugunca az sorun çikaracak biçimde üyelige alinmasidir. Burada özellikle Türkiye'yle gelecekteki iliskiler ciddi biçimde göz önünde tutulmaktadir.

- Avrupa'nin doguya dogru genislemesi gerçekte Almanya için mi, yoksa bütün Avrupa için mi önemli?

- Öncelikle, tabii ki Almanya için önemli. Almanya, AB'nin dogu sinirindaki ülke olmak istemiyor, hakli olarak. Burada siyasi ve stratejik argüman var. Stratejik argümana bütün AB üyesi ülkeler katiliyorlar. Diyorlar ki:

''AB'nin dogusundaki ülkeleri de günün birinde bünyemize alirsak bütün Avrupa'nin gelecekteki istikrarina katkida bulunacaklardir.''

Bu düsünce, öbür Avrupa ülkeleri için temel motivasyonu olusturuyor. Almanya'nin çikari artik dogu siniri ülkesi olmayacagidir.

Avrupa ülkelerinin son deneyimleri Soguk Savas'in, demirperdenin üstesinden gelebilmek olmustur. Almanya'nin da kaygisi, artik güvenligin bile günün birinde güvenlik olamayacagi bir sinir hatti üzerinde yer almis olmak. O nedenle bu bölgenin mutlaka AB bünyesi içinde yer almasi isteniyor. Bu da saniyorum, AB'nin doguya dogru genislemesi için çok güçlü bir motivasyon.

Siyasi istikrar

- Peki, AB'nin dogu genislemesi ona ekonomik çikarlar saglayacak mi?

- Kabul edelim ki burada ekonomik çikarlar o kadar da büyük olmayacak. Ekonomik açidan dogu genislemesine çok da tesne olmaya hiçbir gerek görmüyorum. Ama siyasi ve stratejik istikrar kaygilarini göz önüne aldiginiz zaman, saniyorum dogu genislemesini istemek için yeterli neden vardir.

- Bütün bu tablo üzerinde, Kibris'ta bir çözüme varilamazsa ne olur? AB, adanin bölünmüslügünü kabul ederek Güney Kibris'i tek basina üyelige almayi göze alabilir mi? Ya da bütün stratejik ve siyasi kaygilara karsin Kibris'in üyelik sürecini erteleyebilir mi?

- Hayir, üstelik sürecini ertelemez; bütün adayi bünyesine alir.

- Iyi de, bu nasil olur?

- Bölünmüs bir ada olarak bünyesine alir. Bunu da mesru olarak yapabilir. Uluslararasi yasalara göre konusmak gerekirse bu süreçte ortaya söyle bir durum çikacaktir:

Kibris'in bütünü AB'nin bir parçasi olacaktir, ama AB kurallari ancak Güney'de uygulanabilecektir.

- Peki bu, AB'nin, Kibris'in bölünmüslügünü ''de facto'' (fiilen) kabul etmesi anlamina mi gelecektir?

- Evet, ama dikkat edin, ''de facto'' (fiilen) kabul etmesi anlamina gelecektir, ''de jure'' (yasal) degil. Yani, özetlemek gerekirse AB, Kibris'in bölünmüslügünü zimnen kabul ettigini beyan etmis olacaktir. Ama bunu, AB müktesebatinin (acquis communautaire) Kuzey'de geçerli olmayacagini bile bile yapacaktir.

Hatta sunu da söyleyeyim:

AB, AB müktesebatini Kuzey'e tasimak için hiçbir çaba harcamayacak, hiçbir girisimde de bulunmayacaktir. Bunun böyle bilinmesi iyi olacaktir.

     

 

[Présentation] [Press-Book] [Album] [Activités] [Actualités] [Nous Contacter] [Olusum/Genese]
[Dossier O/G] [Editions A TA TURQUIE] [Bibliographie] [Bibliothèque] [Poésies] [Hommage] [Galeries]
[Exposition] [Manifestations] [Annuaire] [Annonces] [Informations] [Liens] [Carnet Rose] [Quoi de Neuf]

Copyright 1999-2000 © Site créé par ATATURQUIE
Tel : 03 83 37 92 28 / Fax : 03 83 37 83 30 / poste@ataturquie.asso.fr
Webmaster :
Dominique SOUTREL
Site optimisé en 1024 x 768 pour Microsoft Internet Explorer 5

basdroite.gif (174 octets)