hautdroite2.gif (179 octets)

Ataturquie

A TA TURQUIE, Association socio-culturelle

EUROPE - TURQUIE

--- Retour ---

Tam üyelik kolay değil

Cumhuriyet - 15/07/2003

 

AP Sosyalist Grup Başkan Yardımcısı , Türkiye-AB ilişkilerini değerlendirdi:

* Türkiye'nin ABD'ye karşı çıkışının Avrupa'da genellikle olumlu tepkiler aldığını söyleyen Swoboda, reformların yaşama geçmesinin önemini vurgularken en iyimser tahminle 10 yıllık süre veriyor.

LEYLA TAVŞANOĞLU

Ankara'nın AB'yle müzakere tarihi almasının vakti yaklaşırken Brüksel'le olan trafik iyice hızlanıyor. Hafta sonunda Avrupa Parlamentosu Sosyalist Grubu'ndan bir heyet Ankara'da başbakan, dışişleri bakanı, adalet bakanı, içişleri bakanı düze yinde görüşmelerde bulundu; bazı sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya geldi. Sonra da İstanbul'da bu satırların yazarı ve Hürriyet gazetesi köşe yazarlarından Yalçın Doğan' la kahvaltıda görüş alışverişi yaptı.

AP Sosyal Demokrat Grup Başkanvekili Hollandalı Max van den Berg, Grup Dış İlişkiler Koordinatörü Alman Jannis Sakellariu, Avusturya Delegasyonu Başkanı ve AP Dışilişkiler Komisyonu Başkan Yardımcısı Hannes Swoboda , Yunanistan Delegasyonu Başkanı Giorgios Katiforis ve AP üyesi Ozan Ceyhun ' dan oluşan heyetle yaptığımız görüşmede edindiğim izlenim, özellikle ABD'yle ilişkilerinde girilen bunalımlı dönemde Brüksel'in Ankara'ya daha sıcak biçimde yaklaşma eğiliminde olduğu. Konuyu daha iyi deşmek için grubun sözcüsü konumundaki Swoboda'yla baş başa bir görüşme yaptım.

Swoboda Türkiye'nin Avrupa'dan dışlanmasının kesinlikle mümkün olmadığını söylerken tam üyeliğin bugünden yarına gerçekleşmesinin olanaksızlığını da vurguluyor, en iyimser haliyle 10 yıl gibi bir süre tahmini yapabiliyordu. AP Dış İlişkiler Komisyonu ve Sosyalist Grup Başkan Yardımcısı Swoboda'yla görüşmemiz şöyle geçti:

Ankara'yla Washington arasında geçen tatsızlıklar, son olarak da Süleymaniye'de yaşanan olayın ardından ABD-Türkiye ilişkilerinin iyice bunalıma girdiği şu sıralarda AB'nin Ankara'ya yaklaşımı nasıl?

- Son gelişmeler Türkiye ve AB'ye dünyada yeni bir denge oluşturma şansı veriyor.

Verheugen'in Türkiye'nin Avrupa'ya ait olmadığı teranesini tekrarladığı haberleri yine geldi. Bu durumda ne olacak?

- Bu son sefer ne dediğini tam olarak öğrenemedim, ama Verheugen Türkiye'nin yüzüne, ''Sizi AB üyesi olarak görmek istiyoruz'' diyen, arkasından da Türkiye'nin hiçbir zaman tam üye olamayacağını fısıldayan ülkelerin hükümetlerini her zaman sert bir dille eleştirmiştir. Sizinle açık açık konuşuyorum. AB'nin işleri, yeni, özellikle de çok büyük bir yeni üye söz konusu olduğunda daha karmaşık hale gelir. Türkiye çok büyük bir ülke. Günün birinde AB üyesi olursa, farklılığına karşın, büyüklüğünden ötürü, veto hakkına sahip olabilecektir ki, öbür büyük üyeler bu haklarına hiç kimseyi ortak etmek istemezler.

'Türkiye reformlara geç başladı'

Yunanistan keç kere Türkiye aleyhine veto hakkını kullanmıştı...

- Evet, Yunanistan veto hakkını kullanmaktan kaçınmayan tek küçük ülkeydi. Öbür küçük üyeler o kadar yürekli değil.

Türkiye'nin ABD'yle bu sorunlu döneminde AB Türkiye'yi kol mesafesinde tutmaya devam mı edecek?

- Türkiye tam üyelik için gereken reformlara görece geç başladı. Onlarca yıl öncesinden gerçekleştirilmesi istenen reformlarını ancak iki-üç yıl önce yapabildi. Türkiye, 1990'ların başında, öbür ülkelerle birlikte bu işe hazır olduğunu bildirmeliydi. O zaman nasıl bir yanıt alırdı bilemiyorum, ama görevini tamamlamış bir Türkiye'yi geri çevirmek zor olurdu. Son birkaç yıldır hükümetler reformlara hız verdiler. Türkiye'nin tam üyelik zamanı geldiğinde polikitacıların kamuoylarını bunun için ikna etmeleri gerektiğine inanıyorum. Çünkü Avrupa kamuoyu, sadece Türkiye değil, her ülke bağlamında genişlemeye itiraz ediyor. İnanın, Neredeyse her hafta AB içinde Türkiye'yle ilgili bir tartışma açılıyor.

Türkiye'nin ABD'yle girdiği bunalımlı dönem sanıyorum gündemin baş köşesine oturdu... Peki, AB'nin yine Ankara'nın kendine başka alternatifler aramasına yol açma akılsızlığını göstereceğini düşünüyor musunuz?

- Pozisyonumuzu açıkça ortaya koyalım. Alternatifler Avrupa ve ABD olabilir. Başka, hiçbir şey asla olamaz. Size de Verheugen konusunda katılıyorum. Yanlış zamanda, yanlış biçimde ifade edilmiş sözlerdi onlar. Çünkü, şimdi, Türkiye'yi kaybetmek değil, AB'yle Türkiye arasındaki bağları sağlamlaştırmanın tam sırasıdır.

Avrupa federal anayasasını yapmakla yükümlü kişi olan Valery Giscard d'Estaing de Türkiye'nin Avrupa'ya ait olmadığını söylüyor. Neredeyse Sam Huntigton'ın medeniyetler çatışması teorisine tümüyle prim verir nitelikte bir yaklaşım içine giriyor...

- Yok, bunu abartmayın. Giscard 'a olan tepki Avrupa içinde tamamıyla olumsuzdu. Aslında gayet düzgün bir anayasa taslağı hazırladı, ama kullandığı o ifadeler gerçekten tümüyle saçmaydı. Bizler Türkiye'nin Müslüman kültürünü çoktan içimize sindirdik. Ama ABD'yle olan stratejik ittifakına çok sert tepkiler duyuyorduk. Şimdi durum değişti.

Türkiye'nin ABD'yle ilişkilerinin bozulması Avrupa'nın işine mi yarıyor?

- Tabii ki Türkiye'nin ABD'ye karşı olmasını istemeyiz. Ama Türkiye ABD'nin bir takım yaklaşımlarına karşı çıktı. Bu da Avrupa içinde çok olumlu tepkiler aldı. Dün Ankara'da yaptığımız görüşmelerde, ''Lütfen yeni yasaları bir an önce yürürlüğe koyup uygulamaya geçin'' dedik. AB için yasalardan çok bunların hayata geçirilmesi önemli. Önümüzde sadece bir yılımız var. Vakit daralıyor.

TSK'nin yaklaşımı olumsuz değil

Türkiye'nin son birkaç yılda önemli bir yol aldığını kabul etmiyor musunuz?

- Tabii ki kabul ediyoruz. Üstelik Ankara'da liderlik konumundaki kişiler ''Bu reformları sadece AB üyeliği için değil, aynı zamanda kendimiz için yapıyoruz,'' diyorlar. Bu memnunluk verici.

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yaklaşımlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Gelişmeleri yakından izliyorlar ve AB'ye yaklaşımları kesinlikle olumsuz değil. Bazı yönden çekimserken, bazı yönden daha yakınlaşma eğilimindeler. Başbakanla görüşmede, askeriyeyle de bir ortak zemine varmaya çalıştıkları izlenimini edindim. Başbakan diyor ki, ''Son tahlilde kararı verecek olan siyasi iradedir.'' Bana göre durum iyiye gitmekte. Bizim argümanımız şu: Askeriyenin din ve devlet işlerini birbirinden ayrı tutmak istemesini çok iyi anlıyoruz.

Ama artık bunları sivil kurumların başarması gerekir. Türkiye'de sivil ve askeri otorite arasında yeni bir denge oluştu. Bu da son derece memnunluk verici.

'Kemalizmin olumlu etkileri var'

Avrupa hep Türkiye'yi ev ödevini yapmamakla eleştirir. Acaba Avrupa Türkiye'yle ilgili ev ödevini hakkıyla yapıyor mu? Geçenlerde Türkiye rapor taslağında Kemalist ilkelerin Türkiye'nin demokratikleşmesinin önünü kestiği gibi bir ifade yer aldı. Avrupa Türkiye'nin gerçeklerini, Kemalist ilkelere dokunmaya çalışmanın ne kadar duyarlı bir konu olduğunu bilse bu ifadeyi kullandırır mıydı?

- O rapor değil, rapor taslağıydı.

Avrupa'nın mentalitesini yansıtma bakımından iyi bir örnek değil miydi?

- Kemalizmin Türkiye için ne kadar duyarlı olduğunu hepimiz biliyoruz. Anladığım kadarıyla şimdi hükümet partisi Kemalizmin günlük yaşamda algılanış biçimini değiştirmeyi hedefliyor. Taslakta o ifadeleri görünce hemen bunların değiştirilmesi gerektiğini söyleyerek ilgili kişileri uyardım. Ben, Türkiye üzerinde Kemalizmin olumlu etkilerini görüyorum. Belki, eleştirilen bazı ilkeler günlük yaşama daha uyumlu hale getirilebilir. Avrupalıların Türkiye'nin gerçeklerini bilmedikleri fikrinize de katılıyorum.

Türkiye gerçekten önemli bir değişim içinde. Komşularıyla olan ilişkilerine bakmak gerekir. Irak savaşından sonra oradaki Kürtler ve Kuzey Irak'taki özerk yönetimle ilişkileri nasıl olacak? Irak'ın kendi yeni bir denge bulursa ve Türkiye bu yeni duruma önemli ölçüde ayak uydurursa ve Kıbrıs sorunu da sonunda çözülürse Türkiye yeni bir konuma sahip olacaktır. Zaten şu anda da yeni bir konum içindedir. Bize düşen Türkiye'yi yüreklendirmek, desteklemektir.

Türkiye'yle yakın gelecekte ilişkilerden neler bekliyorsunuz?

- Türkiye, 7. paket konusunda karar alırsa ve çıkan yasaları, alınan kararları ciddi biçimde hayata geçirirse 2004'ün sonunda müzakerelerin başlaması sinyalini verebiliriz.

Ya tarih verilmesi?

- Ancak müzakerelerin başlamasına yeşil ışık yakılabilir. Hiçbir ülkeye tarih verilemez. Müzakereler beş ya da on yıl sürebilir. Müzakerelerin başlamasıyla Türkiye'deki reformların uygulanması da hız kazanırsa ilişkinin hızı artar. Türkiye ciddiyetle ev ödevini yerine getirirse açık sinyal verme fırsatını kaçırmamamız gerektiğini düşünüyorum. Türkiye bugün ev ödevini yerine getiriyor. Ankara'da alınan kararların İstanbul, Diyarbakır, Konya, Trabzon'da nasıl uygulandığını iyi izlemek gerekir.

     

 

[Présentation] [Press-Book] [Album] [Activités] [Actualités] [Nous Contacter] [Olusum/Genese]
[Dossier O/G] [Editions A TA TURQUIE] [Bibliographie] [Bibliothèque] [Poésies] [Hommage] [Galeries]
[Exposition] [Manifestations] [Annuaire] [Annonces] [Informations] [Liens] [Carnet Rose] [Quoi de Neuf]

Copyright 1999-2000 © Site créé par ATATURQUIE
Tel : 03 83 37 92 28 / Fax : 03 83 37 83 30 / poste@ataturquie.asso.fr
Webmaster :
Dominique SOUTREL
Site optimisé en 1024 x 768 pour Microsoft Internet Explorer 5

basdroite.gif (174 octets)