hautdroite2.gif (179 octets)

Ataturquie

A TA TURQUIE, Association socio-culturelle

EUROPE - TURQUIE

--- Retour ---

Giscard'ın Çıkışı

Ali SIRMEN
Cumhuriyet - 12/11/2002

 

Fransa'nın eski cumhurbaşkanlarından ve daha da önemlisi şu anda Avrupa'nın genişlemesi konusunda düşünce üreten Avrupa Konvasiyonu'nun başkanı olan Valery Giscard d'Estaing' in, Le Monde gazetesine, ''Türkiye'nin üyeliğinin Avrupa'nın sonu olacağı'' nı söylemesi ülkemizde bomba etkisi yarattı.

Bu açıklama üzerine Giscard'ı, bir zamanlar PKK yandaşı ve Türkiye karşıtı söylemiyle, bizde büyük infial yaratan Madame'a ( Danielle Mitterrand' ) benzetenler oldu.

Kimileri onun Yunan yanlılığını ve Karamanlis ailesi ile yakın ilişkilerini anımsattılar. Gerçekten de, Valery Giscard d'Estaing'in Karamanlisler ile yakınlığı vardır. 1974'te, Albaylar cuntasından demokrasiye geçişte, o sırada Elysee Sarayı'nda bulunan Giscard'ın büyük etkisi bulunduğu gibi, Yunanistan'ın AB üyeliğinin gerçekleşmesinde de katkısı olmuştur.

Bu gerçekleri, yadsımayalım. Ayrıca Giscard'ın düşüncesindeki tutarsızlığı da göz ardı etmeyelim.

Şurası gerçektir ki, Türkiye'nin başkentinin bile Avrupa'da olmadığını söyleyen düşüncenin, Avrupa'ya can veren ideal ile uzaktan yakından bir ilişkisi yok.

Avrupa bir coğrafi kavram olmanın ötesinde, bir değerler bütününü benimseyen, demokrasi ve insan hakları içinde yaşamayı kabul eden, ortak değerlere sahip insanların oluşturduğu bir birliktir.

Türkiye'nin de, bu değerleri benimsemesi, Kopenhag kriterlerini yaşama geçirmesi halinde üyeliğinin önünde, herhangi bir engel kalmaması gerekir.

Unutmayalım ki, Türkiye zaten Avrupa Konseyi'nin de üyesidir. Yani bir anlamda, Avrupa ülkesi olduğu tescil edilmiştir.

****

Bütün bu gerçekleri bir yana not etmekte sayısız yarar var.

Ancak, olaya biraz daha derinlemesine bakmak ve çıkışı salt Valery Giscard d'Estaing'in kişisel görüşleri olarak görmemekte de yarar var.

Herşeyden önce, Türkiye bütün iyi niyetine ve olumlu girişimlerine karşın Kopenhag kriterlerini henüz tümüyle yaşama geçirmiş değildir. Ancak bu durumun üyelik müzakerelerinin başlamasıyla birlikte ele alınması da söz konusu olabilmelidir.

Ama temelde başka sorunlar olduğunu da kabul etmemiz gerek.

Her şeyden önce, Türkiye'nin üyeliği Avrupa'nın sınırlarını genişletecek ve AB'yi dünyanın Kafkaslar ve Ortadoğu gibi kritik bölgeleriyle komşu durumuna getirecektir.

Böyle bir genişlemenin doğuracağı sorunlar olduğunu kimse görmezden gelemez.

Ayrıca Türkiye'nin yapısal sorunlarının varlığını da yadsıyamayız.

Türkiye bundan 10 ya da 15 yıl sonra, AB'ye üye olduğu takdirde, ekonomisinin belini ne kadar doğurultmuş olursa olsun, yine de birliğin en kalabalık ve yoksul ülkesi durumunda kalacaktır.

****

Yetmiş milyonluk eğitim düzeyi düşük, ekonomik ve sosyal problemleri büyük ve Avrupa Parlamentosu'nun en kalabalık grubunu oluşturacak bir ülkeyi Avrupa'nın sindirmesinin kolay olmayacağını görmemek olanaksızdır.

AB üyeliğinin gerçekleşmesiyle Türkiye'nin otomatik olarak sorunlarını kendiliğinden çözeceğini sanmak da, bizde kimi 'liberal' lerin nedense bir türlü vazgeçemedikleri yanlış bir saplantıdır.

Şu gerçeği görmemiz gerekir: Valery Giscard d'Estaing'in usta bir politikacıya yakışmayacak kadar kıvraklıktan yoksun sözleri, yalnızca eski Fransa Cumhurbaşkanı'nın kişisel görüşünün ötesinde olup, birçok çevrenin de dile getirilmemiş bile olsa sahip bulunduğu görüşü yansıtmaktadır.

Bu durumda Türkiye bir gerçeği görmelidir.

Avrupa daha bütünüyle Türkiye'yi kabul edebilecek bir fikir birliğine varabilmiş değildir.

Bu gerçek bizi, AB üyeliği hedefinden vazgeçirmemeli, ama hiç değilse, gerçekçi davranmamızı da sağlamalıdır.

Türkiye Avrupa'dan başka seçeneği olmayan bir politika izleyemez, bu bir ülkenin kendisini, seçeneksizlikle karşı karşıya bırakması demektir.

Ne yazık ki bugün bu yanlışın içinde yüzüyoruz.

Avrupa kapısını sonuna kadar zorlamalıyız. Türkiye'nin AB üyeliği son tahlilde yararlıdır. Bu yüzden, Avrupa'ya üye olmak için gerekli reformları yapmalıyız. AB üyeliği gerçekleşmeyecek bile olsa, bu reformlar bizim kendimiz için gereklidir.

Ama, gerçekleşip gerçekleşemeyeceği belli olmayan ve gerçekleşmesi için tek karar odağının biz olmadığımız, her şeyi yapsak bile geri çevrilebileceğimiz bir üyelik hayali için gereksiz ödünlerden kaçınmak ve alternatif politikalar da oluşturmak zorundayız.

     

 

[Présentation] [Press-Book] [Album] [Activités] [Actualités] [Nous Contacter] [Olusum/Genese]
[Dossier O/G] [Editions A TA TURQUIE] [Bibliographie] [Bibliothèque] [Poésies] [Hommage] [Galeries]
[Exposition] [Manifestations] [Annuaire] [Annonces] [Informations] [Liens] [Carnet Rose] [Quoi de Neuf]

Copyright 1999-2000 © Site créé par ATATURQUIE
Tel : 03 83 37 92 28 / Fax : 03 83 37 83 30 / poste@ataturquie.asso.fr
Webmaster :
Dominique SOUTREL
Site optimisé en 1024 x 768 pour Microsoft Internet Explorer 5

basdroite.gif (174 octets)