hautdroite2.gif (179 octets)

Ataturquie

A TA TURQUIE, Association socio-culturelle

EUROPE - TURQUIE

--- Retour ---

AB Hazir Degil

Ali SIRMEN
Cumhuriyet - 06/09/2002

Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel 'in Brüksel görüşmeleri sürüyor. AB'nin genişlemeden sorumlu üyesi Günther Verheugen 'in daha önce yaptığı açıklamalar da göz önünde bulundurulursa, bu görüşmelerden Türkiye'nin AB üyeliği yolunda ilerlemesi konusunda önemli bir gelişme beklemenin anlamı yok.

Durumun sorumlusu Türkiye değil. Çünkü Ankara, üyelik müzakerelerinin başlama takvimini alabilmek için kendisine düşenlerin hepsini yerine getirmiş bulunmaktadır.

Burada bir noktaya dikkat çekmek gerekiyor. Kimse Türkiye'nin bugünkü haliyle üyeliğe hazır olduğunu ileri sürmüyor.

İstenen, üyelik müzakereleri için takvimdir yalnızca. Bu takvimin verilmesi halinde, en iyi olasılıkla dahi üyelik için on yıl dolayında bir sürenin geçeceği tahmin edilmektedir.

Ama Avrupa bu takvimi bile vermeye yanaşmazken Türkiye'yi almaya hazır olmadığını ortaya koymuş bulunmaktadır.

Artık Türkiye'deki iktidarlar, bu gerçeği görerek politikalarını oluşturmalıdırlar.

***

Burada bir soru da kendiliğinden gündeme geliyor:

Türkiye müzakerelerin başlaması konusunda takvim alamadığına göre, uyum yasaları olarak adlandırılan yasaları boşuna mı çıkarmıştır?

Tabii ki hayır, çünkü çıkarılan yasaların hepsi zaten Türkiye'nin Avrupa'dan bağımsız olarak da kendi çağdaşlaşması ve demokrasi yolunda adım atması açısından gerekli düzenlemelerdi.

Türkiye'nin bundan böyle izleyeceği politika da, kendi yapısal reformlarını Avrupa'dan bağımsız olarak gerçekleştirmesi, ama AB gerçeğini de doğru görmesi olmalıdır.

Avrupa Türkiye'yi üyeliğe ciddi biçimde aday olarak algılamaya bile hazır değil.

AB'yi oluşturan ülkelerde yapılan kamuoyu yoklamaları, bu ülkelerde yaşayan halkların çoğunluğunun Türkiye'nin üyeliğine sıcak bakmadığını ortaya koyuyor.

Konuya haklılık, haksızlık açısından yaklaşmak yanlıştır.

Birçok kişi AB'nin Türkiye'ye karşı ikiyüzlü davrandığını düşünebilir, kimileri de, bizim bu halimizle AB'ye hoş görünmememizi haklı bulabilir.

Önemli olan AB'nin Türkiye'yi hiç değilse yakın bir gelecekte, üyeliğe kabul etmeye hazır olmadığını görmek ve ona göre hareket etmektir.

***

Türkiye ilk adımı Kıbrıs konusunda atmak ve AB'ye Kıbrıs politikasının tepeden tırnağa yanlış olduğunu, davranışlarının uluslararası anlaşmalara ve hukuka da aykırı olduğunu tok bir sesle anlatmak durumundadır.

Avrupa'nın tavrı, ''Ne olursa olsun Avrupa'' fikrini savunanların ne kadar yanlış yolda olduklarını da açık bir biçimde gözler önüne sermiştir.

Türkiye kısa ve uzun vadeli politikalarını yalnızca AB seçeneğine dayandıramaz, başka alternatifler de bulmak ve geliştirmek zorundadır.

Hiçbir devlet kendi iradesi dışında tek bir alternatife bağlanamaz.

Umarız Şükrü Sina Gürel, bu gerçekleri açık ve tok bir biçimde Brüksel'deki muhataplarına anlatmıştır.

Top artık Brüksel'dedir.

Türkiye tüm uyum yasalarını çıkardıktan sonra, kendisine bir müzakere takvimi bile vermemiş olan AB'ye karşı tavrını değiştirmeli, ama gâvura kızıp oruç bozar gibi, yapısal reformlarından da vazgeçmemelidir.

Şurası açıktır ki, AB'nin şu durumda Türkiye'den herhangi bir talepte bulunma hakkı yoktur.

Her şeyden önce yapılması gereken de bu gerçeğin açıkça anlatılması olacaktır.

    

 

[Présentation] [Press-Book] [Album] [Activités] [Actualités] [Nous Contacter] [Olusum/Genese]
[Dossier O/G] [Editions A TA TURQUIE] [Bibliographie] [Bibliothèque] [Poésies] [Hommage] [Galeries]
[Exposition] [Manifestations] [Annuaire] [Annonces] [Informations] [Liens] [Carnet Rose] [Quoi de Neuf]

Copyright 1999-2000 © Site créé par ATATURQUIE
Tel : 03 83 37 92 28 / Fax : 03 83 37 83 30 / poste@ataturquie.asso.fr
Webmaster :
Dominique SOUTREL
Site optimisé en 1024 x 768 pour Microsoft Internet Explorer 5

basdroite.gif (174 octets)