hautdroite2.gif (179 octets)

Ataturquie

A TA TURQUIE, Association socio-culturelle

EXTRAITS DE LA PRESSE TURQUE

--- Retour ---

Demokratik Tepki (!)...

Toktamış ATEŞ
Cumhuriyet - 20/12/2005

 

Orhan Pamuk olayında, öncelikle birkaç noktanın vurgulanmasında yarar görürüm. Bunlardan birincisi; Sayın Pamuk'un, ''Bir milyon Ermeni ve otuz bin Kürdü kestik'' , gibisinden bir ifadesi, gerçeği yansıtmayan ve münasebetsiz bir açıklamadır. Fakat eğer biz bir demokrasiysek, herkesin bizim gibi düşünmesini bekleyemeyeceğimiz gibi; bize ne denli ters gelirse gesin, her türlü açıklamaya tahammül etmemiz gerekir. Bu bakımdan, böyle bir açıklamanın ne yargı konusu olması ne de kendini bilmez kimi kişilerin hakaretlerine zemin oluşturması gerekir.

İkinci nokta; bu dava nedeniyle Türkiye'ye gelen kimi yabancı parlamenter ve siyasetçilerin, kendini bilmez açıklamalarının büyük bir ayıp olduğudur. Böyle bir yargılamanın demokrasiyle bağdaşmayacağı çok açıktır ama, bunu bir şantaj vesilesi yapmak katlanılamayacak bir aşağılamadır. Bir cinayet kuşkusu altındaki Fehriye Erdal 'a sahip çıkan ve yıllardır yargılamayan Belçika'ya karşı, hiç sesini yükseltmeyen; ''terörist zannıyla'' , masum bir genci sokak ortasında vurup öldüren İngiliz polisine ve İngiltere'ye karşı susan kimi siyasetçilerin, Orhan Pamuk davası nedeniyle ''sömürge yöneticisi'' tavrı takınmalarına, elbette katlanamayız.

****

Bu iki noktayı özellikle vurguladım. Zira; geçtiğimiz günlerde, Şişli Adliyesi önünde kendini bilmez bir biçimde saldırılar gerçekleştiren faşistlerle aynı paralele düşmek endişesiyle birlikte; AB'li siyasetçileri onaylayan bir görüntü çizmek istemiyorum. Bazı arkadaşlarımızın, garip bir tutumları var. Eğer yanlış bir şey yapılır ve kimileri buna karşı çıkarsa ve eğer siz karşı çıkanları eleştirirseniz, yapılan yanlışa da sahip çıktığınız izlenimini ediniyorlar. Oysa ki bu şart değil. Örneğin ben, Orhan Pamuk'un beyanatının yanlış olduğunu düşünüyorum. Fakat böyle düşünmeme karşın, bunun bir dava konusu yapılmasını çok yanlış bulduğum gibi, mahkeme kapısında yapılan saldırıları da nefretle kınıyorum.

Hele böylesi fiziki saldırılar sonrasında; bu çirkin senaryonun oyuncularından biri, ''Uygar bir biçimde protestomuzu yaptık'' demez mi, şaşırdım kaldım. Artık bu beylerin nasıl bir uygarlık anlayışı varsa...

****

Emniyet güçlerimiz, yasalardaki son değişikliklerin ellerini kollarını bağladığından bazen şikâyet ediyorlar. Oysa ki, bu son olay da gösterdi ki; yasalar nasıl olursa olsun, eğer polisimiz müdahale etme konusunda dikkatli davranmazsa, meydan ''haydutlara'' kalıyor.

Bunu bir süre önce, bizim üniversitedeki (İstanbul Bilgi Üniversitesi) ermeni Konferansı sırasında, okul dışına mevzilenmiş olan faşistlerin ne denli rahat olduklarını gördüğüm zaman bir kez daha anlamıştım. Fakat bu kez, tam anlamıyla kanunsuzluklarını zirveye taşıdılar ve maalesef Emniyet güçlerimiz de sadece seyirci kaldı.

Ermeni Konferansı sırasında, Erdal İnönü gibi bir kişiliğe bile domates ve yumurta atacak kadar kendini yitirmiş saldırganlardan bir tek tanesinin bile gözaltına alınmamasına hayret etmiştim. Anlaşılan, kendi gibi düşünmeyenlere yumurta ve domates atmak, ''sözlü protesto'' olarak değerlendiriliyordu. Ve emniyet güçlerimizin böyle bir anlayışı olduğu sürece, yumurta ve domatesini kapan, yola düşme konusunda özgür oluyordu.

Fakat Şişli Adliyesi'nde, biraz daha ileri gitmişler. (Ne kadar haksız bulursak bulalım,) yabancı parlamentere tekme atacak kadar kendini yitiren bir kişinin, kovuşturmaya uğramamasını anlamak mümkün değil. Acaba yabancı bir parlamenteri tekmelemek ve hatta buna ek olarak görev yapmaya çabalayan medya mensuplarını tartaklamak da mı sözlü protestoya giriyor?

Bunları anlamakta gerçekten zorlanıyorum.

****

Emniyet mensuplarımızın içinde bulundukları zor koşulları çok iyi biliyorum. Fakat yaşadıkları zor koşullar, görevlerini hakkıyla yapmalarına engel oluşturmamalı.

Yasaların evrensel hukuk kurallarına uygun olduğu bir ''hukuk devleti'' ni, henüz oluşturamadık. Fakat eksikleri olsa bile yasalarımız yürürlükte ve hiç olmazsa bunlar uygulansın ve en azından, ''yasa devleti'' olalım.

Yaşadığımız bazı şeyleri hak etmiyoruz.

   

[Présentation] [Press-Book] [Album] [Activités] [Actualités] [Nous Contacter] [Olusum/Genese]
[Dossier O/G] [Editions A TA TURQUIE] [Bibliographie] [Bibliothèque] [Poésies] [Hommage] [Galeries]
[Exposition] [Manifestations] [Annuaire] [Annonces] [Informations] [Liens] [Carnet Rose] [Quoi de Neuf]

Copyright 1999-2000 © Site créé par ATATURQUIE
Tel : 03 83 37 92 28 / Fax : 03 83 37 83 30 / poste@ataturquie.asso.fr
Webmaster :
Dominique SOUTREL
Site optimisé en 1024 x 768 pour Microsoft Internet Explorer 5

basdroite.gif (174 octets)