hautdroite2.gif (179 octets)

Ataturquie

A TA TURQUIE, Association socio-culturelle

EXTRAITS DE LA PRESSE TURQUE

--- Retour ---

Bu Ne Küstahlık!

Ali SİRMEN
Cumhuriyet - 20/12/2005

 

Önce sap ile samanı birbirine karıştırmamayı öğrenmemiz gerekir. Temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasını engelleyen hiçbir davranış, artık bir ülkenin iç hukuk alanına girmez.

Temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasını engelleyen, çağdaş demokrasinin çiğnenmesine yol açan davranış, ister yasama, ister yürütme, ister yargı olsun, kimden sadır olursa olsun, buna tepki göstermek ve düzeltilmesini istemek herkesin, her ülkenin hakkıdır. Hele hele, söz konusu olan Türkiye gibi AB'ye tam üyelik başvurusunda bulunmuş olan bir ülke ve tepkiyi gösterenler de AB üyeleri veya görevlileri ise.

Bu yüzdendir ki tekrar tekrar belirtiyorum. Orhan Pamuk davasına yakınlık gösteren, Avrupalı olsun olmasın, yabancıların bu ilgilerini hiç de yadırgamıyor ve suçlamıyorum. Hatta bu gelişmelerin sorumlusu olarak, yeni TCK'yi hazırlarken, yeterli bilgiyi ve demokrasiye yeterli özeni göstermeyen AKP'yi görüyorum. Davanın açılmasının sorumluları arasında, elindeki yetkiyi kullanmayarak, bu tatsız gelişmeyi önleme gereğini duymayan Adalet Bakanı Cemil Çiçek 'in davranışını da eleştiriyorum.

Ancak Orhan Pamuk davası için buraya komiser edasıyla gelen AB yetkililerine de şunu anımsatmak isterim. Yeni Ceza Yasası'nın hazırlanması sırasında, yalnızca zina maddesine takılıp kalan, Türkiye'den yükselen seslere, kendi istekleri doğrultusunda hareket etmiş olan AKP'nin her girişiminin bir demokratikleşme hamlesi olduğu önyargısıyla kulaklarını tıkayan AB yetkilileri de son olayların sorumluları arasında yer almaktadırlar. Öyle ya! İşte onların istediği doğrultuda değişiklik yapıldı Ceza Yasası'nda. Ve onların uygun bulduklarını açıkladıkları yeni Ceza Yasası'nın 301. maddesi gereği açıldı Orhan Pamuk aleyhindeki dava.

Şimdi neye itiraz ediyorlar?

****

Bu davaya biz de itiraz ediyoruz, ama bizler zamanında bu değişikliğe de yeterince özgürlükçü olmadığı gerekçesiyle itiraz etmiştik.

Neyse konunun buraya kadar olan bölümü, tartışmaya açık.

Ama bundan sonrasında AB Türkiye Karma Parlamentosu Eşbaşkanı Joost Lagendijk 'in küstahlığının ne tartışılacak ne de kabul edilebilecek bir yönü var. Lagendijk, terörist PKK'nin yandaşlarına arka çıkan konuşmasında, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 'ın ''Kürt sorunu vardır ve demokratik olarak ele alınmalıdır'' dediğini kaydettikten sonra, Kürt liderlerin fırsatı kullanarak diyaloğu başlatmadıklarını söylemiş, sonra da ''Ordu provokasyona geçti. PKK de buna silahla cevap verdi. Ordu PKK ile çatışmayı seviyor, bu da orduyu merkezde ve gündemde tutuyor'' demiştir.

Bu sözlerdeki küstahlık kabul edilebilir gibi değildir.

Burada Lagendijk'in bu sözlerinin, salt PKK sempatizanlığından mı yoksa TSK düşmanlığından mı kaynaklandığını söyleyebilecek durumda değiliz.

Ama şunu açıkça söylemek zorundayız ki, TSK ne Lagendijk'in hoşuna gitmek ne de AB'nin politikalarının yaşama geçmesine alet olmak durumundadır.

TSK, anayasa gereği ülkenin varlığını ve bütünlüğünü dış ve iç düşmanlara (yani ayrılıkçı teröristlere) karşı korumakla yükümlüdür ve şimdiye dek bu görevini yerine getirmiştir.

Bu durumun değerlendirmesini yapmak, bu konuda bir yargıya varmak Lagendijk'in haddine düşmemiştir.

Bu gerçekleri kendisine anımsatan CHP İstanbul Milletvekili dostum Onur Öymen 'i kutluyorum.

****

Onur Öymen'i kutlarken, aynı zamanda çok üzgün olduğumu da söylemek zorundayım. Çünkü Öymen bir muhalefet milletvekilidir. Oysa Türkiye'nin bağımsızlığını ve bunların güvencesi TSK'yi korumak, her şeyden önce hükümetin işidir.

Ama AİHM'nin türban kararı karşısında kükreyen Recep Tayyip Erdoğan, TSK ile ilgili, küstahça Türkiye'nin içişlerine karışan Lagendijk'in sözleri üzerine gıkını bile çıkarmamıştır.

Türkiye'nin bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü hedef alan sözler karşısında sessiz kalan hükümetin doğurduğu boşluğu dolduracak tok söz, bu durumda muhalefetten gelmiştir.

Fransa'nın araba yakanlara karşı 1955'ten kalma antiterör yasalarını uygulamasına sesini çıkarmayan, İngiltere'de yirmi günü aşan gözaltı sürelerinin varlığını görmezden gelerek Türkiye'nin terör ile mücadeledeki her girişimini kınayanlara, iktidar cephesinden tepkinin, muhalefetten sonra, Başbakan'ın ağzından değil de Hükümet Sözcüsü'nden gelmesi üzücüdür..

Türkiye'de iktidar çevrelerinin ve destekçilerinin TSK'ye karşı yürüttükleri kampanya, Lagendijk gibilerine cesaret veren husustur.

Bugün Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu en büyük ve en onur kırıcı tehlike ise kimi yabancıların sömürge komiseri edasıyla yaptıkları küstahlıklar değil, AKP ve yerli çevrelerin tutumlardır.

Yazık!.. Yazık!.. Çok yazık!..

asirmen@cumhuriyet.com.tr

 

  

[Présentation] [Press-Book] [Album] [Activités] [Actualités] [Nous Contacter] [Olusum/Genese]
[Dossier O/G] [Editions A TA TURQUIE] [Bibliographie] [Bibliothèque] [Poésies] [Hommage] [Galeries]
[Exposition] [Manifestations] [Annuaire] [Annonces] [Informations] [Liens] [Carnet Rose] [Quoi de Neuf]

Copyright 1999-2000 © Site créé par ATATURQUIE
Tel : 03 83 37 92 28 / Fax : 03 83 37 83 30 / poste@ataturquie.asso.fr
Webmaster :
Dominique SOUTREL
Site optimisé en 1024 x 768 pour Microsoft Internet Explorer 5

basdroite.gif (174 octets)