Fransa'daki Hayır ve Solun Geleceği Oral ÇALIŞLAR Cumhuriyet - 01/06/2005 Fransa'da ''Anayasaya hayır'' cephesinin içinde komünistlerin ve faşistlerin bir arada bulunması, dünkü yorumların ilginç saptamalarındandı. Bu konuda çeşitli yorumlar, benzetmeler yapılmaya devam edilecek. Kimileri bunun Türkiye'deki ''Kızı Elma'' cephesiyle aynı olduğunu da yazdılar. Aslında benzer bir tablonun Hollanda'da da oluştuğunu görüyoruz. Orada da aşırı sağcılarla sosyalist ve komünistler, Avrupa Anayasası'na hayır noktasında ittifak etmiş durumdalar. **** Bu cepheleşmeye Türkiye'de uzun zamandır tanık oluyorduk, şimdi bunun dünya çapında bir durum olduğunu da görüyor ve yeni baştan bu konuda düşünmeye başlıyoruz. Avrupa ülkelerinde ''Anayasaya hayır'' ı yorumlayan Batılılar, iki ana eğilimden söz ediyorlar. Birinci ana eğilim, ''yabancı düşmanlığı'' temelinde gelişen ve büyüyen ırkçılık. Bu ırkçılık, işsizliğin büyümesiyle daha da azmış durumda. İkinci eğilim ise çalışan kesimlerin ''liberal devlet'' modeliyle haklarını kaybedecekleri endişesi. Çünkü, küreselleşmeyle birlikte Fransa, Almanya gibi zengin ülkelerde ciddi bir yeniden yapılanma yaşanıyor. Bu ülkelerde kazanılmış birçok sosyal hak, liberal politikalar yüzünden kaybediliyor ya da tehdit altında. **** Sosyalistler ve komünistler bu ülkelerde sendikalarda güçlüler. Sendikalar ise sosyal haklar, sağlam toplusözleşmelerle ayakta duruyorlardı. Son yıllarda, özelleştirilen ekonomiler sendikaların gücünü büyük ölçüde azalttı. Çalışanlar, işsizlik ve daha düşük ücret tehdidiyle yüz yüze geldiler. Küreselleşme nedeniyle emek yoğun yatırımların çoğu bu büyük ülkelerin dışına kaçtı ve kaçmaya devam ediyor. Sosyal haklar ve yüksek ücretler bu ülkelerin ürünlerinin rekabet şansını azaltıyor. Bu ise bu ülkelerin yöneticilerini bazı önlemler almaya zorluyor. Eğer önlemler almazlarsa ekonomileri daha da zor duruma düşecek. **** Almanya ciddi ve önemli bir sosyal devletti. Sosyal demokratlar da bu sosyal devletin en önde gelen temsilcilerindendi. Ancak Alman ekonomisi son yıllarda ciddi bir bunalım içinde. Sosyal demokratlar bu düşüşe çare bulamadılar ve bu yüzden hızla güç kaybettiler ve muhtemelen eylülde yapılacak seçimlerde iktidarı Hıristiyan Demokratlara devredecekler. Fransa'daki hayır oyunun arkasında da benzer bir açmaz yatıyor. İşte bu açmaz bir muhafazakâr cephe oluşturuyor. Var olan durumu korumaya çalışanlar ya da durumu geçmişteki gibi yapmak isteyenler bir cephe yaratıyorlar. İşte bu cephe, Avrupa Birliği'nin kurumlaşmasından da korkuya kapılıyor. **** Bu cephe, örneğin Almanya'daki seçimlerde ''Alman parası'' ve ''ulusal egemenlik'' kavramlarına vurgu yapmıştı. Avrupa Birliği içinde ''ulusal egemenlik'' düşüncesi, Avrupa Birliği'nin sınırları aşan bir siyasi birlik haline dönüşmesine karşı çıkıyor. Vurgu bu nedenle yapılıyor. **** Bütün bu tablo içinde en dramatik olanı; hem çalışanların haklarını savunması hem de özgürlükleri geliştirip değişimden yana tavır alması gereken solun içine düştüğü durum. Sendikalara dayanan sol, var olan hakların korunması için çaba sarf ediyor. Ancak ekonominin yeniden yapılanması, sendikal hareketi de içinden çıkılmaz sorunlarla karşı karşıya getiriyor. Bu kez içine kapanma ve durum değişmesin pozisyonu öne çıkıyor, bu ise bir çözüm üretmediği için solu muhafazakârlaştırıyor ve en tutucu kesimlerle aynı safa itiyor. Burada bir yanlışlık ve açmaz olduğu kesin. Çözümü de öyle kolay değil. Avrupa Birliği projesi uzun ve karmaşık yollardan geçerek ilerleyecek. Ülkelerde de büyük altüst oluşlar yaşanacak. Ancak bütün bu süreç içinde geleceğe bakmak, gelişmeyi doğru okumak ve geçmişe saplanıp kalmamak gerekiyor. Çalışanların haklarını savunmak için yeni yöntemler geliştirmek ve yeni konseptler oluşturmak gerekiyor. **** Fransa deneyi, bütün Avrupa için önemli bir model özelliği taşıyor. O deneyi iyi okumak şart. |