hautdroite2.gif (179 octets)

Ataturquie

A TA TURQUIE, Association socio-culturelle

LA FRANCE VUE PAR LA PRESSE TURQUE

--- Retour ---

Fransa Olaylari Üzerine Sorular

Ali SIRMEN
Cumhuriyet - 11/11/2005

 

1968 baharinda önce Paris'in sol kiyisinda baslayip bütün ülkeyi saran,
ardindan dünyanin birçok kösesine bu arada Türkiye'ye de siçrayan
olaylari, birçok kimse öngörememisti; görememesi de dogaldi.

Daha sonradan Mayis 68 olaylarinin teorisyeni ilan edilen Herbert
Marcuse 'nin dahi tüm saptamalarina karsin, olayi öngördügü söylenemez.

Son olarak Paris'e ayak bastigim 27 Ekim 2005 günü, önce Paris'in
varoslarinda patlak veren olaylarin ise Istanbul depremleri gibi,
önceden beklendigini söylemek yanlis degil.

Paris'in gettoya dönüsmüs varoslari, Fransiz Cumhuriyeti'nin bir türlü
''özgürlük, esitlik ve kardeslik'' ilkelerini kendilerine uygulayamadigi
göçmenlerinin içinde bulunduklari kosullar herkesçe bilinmekte, hatta
yetkililer tarafindan dile getirilmekteydi.

Fransa Cumhurbaskani Jacques Chirac , bizde türban yasasi diye
adlandirilan (Olaya at gözlügü ile bakan kafalar, her olayda türban
görüyorlar) laiklik yasasi ile ilgili olarak yaptigi konusmada,
göçmenlerin topluma tam uyum saglayabilmeleri için, devletin yapmasi
gereken seyler oldugunu vurgulayarak sorunun farkinda oldugunu belli
ediyordu.

Ama aradan geçen iki buçuk yillik süre içinde elle tutulur hiçbir adim
atilmadi. Hatta tam tersine, gettoya dönüsmüs olan varoslarin, ulasim,
yerlesim ve egitim kosullarinin daha da bozuldugu görüldü.

****

Demek ki, çeyrek yüzyili asan bir süredir kaynayan kazan olan bölgelerde
olaylarin neden patlak verdigi sorusu yanlistir. Asil sorulmasi gereken,
''Neden 27 Ekim 2005'' sorusudur.

Ilk bakista, yanit kolaydir. Egiliminin sagin asiri ucunda bir yerlerde
odaklandigi rahatça söylenebilecek olan Içisleri Bakani Sarkozy 'nin,
''ayak takimi'' , ''yagmacilar'' gibi nitelemeleri ile ''Bu tür odaklari
kaziyacagiz'' yollu sag seçmene popülist selamlar yollayan çikislari
olmustur.

Bu durumda, olayin sorumlusu olarak Sarkozy'yi göstermek mi gerekir?

Bozukluklarin, Sarkozy'den önce de var oldugu göz önünde bulundurulunca,
böyle bir tani düpedüz haksizlik olur. Içisleri Bakani olayin sorumlusu
degil, olsa olsa fitili atesleyerek patlama anini tayin eden kisidir.
Sokaga çikma yasagi ilan edilme yetkisinin verildigi günün arifesi olan
olaylarin doruga çiktigi 6 Kasim gecesi, TV 5 yöneticilerinden Sylvie
Brebant 'in evinde birlikte yemek yedigimiz Magrip asilli, ama kendisini
''Argenteuille'' lü olarak tanimlayan (Paris'in göçmenle dolu yoksul
mahallelerinden biri), Fransiz sinemaci Mehdi Lallaoui , her gece olay
mahallerine giderek gençleri yatistirmayla çalistigini anlatirken
kendisine sorulan, ''Bunlar deli midirler ki, komsularinin arabalarini,
kardeslerinin okullarini, kendilerini tasiyan kamu araçlarini
yakiyorlar'' sorumu gülümseyerek söyle yanitlamisti:

- Haklisin ama, o kadar çaresizler ki, umutsuzluk çigliklarini duyurmak
için baska bir çareleri yok.

****

Bu noktadan yola çikarak arabalari yakanlarin kurbanlar olduklarini
söyleyip isyanin hakliligini öne sürebilir miyiz?

Isyanin özündeki hakliligi tabii ki görmezden gelemeyiz. Nitekim, uzman
Mehdi de, söyle özetliyordu durumu:

- Isyani hakli, yöntemini çok haksiz ve yanlis buluyorum.

Peki, isyancilari düzenin kurbani olarak nitelemek, gerçegi bütünüyle
anlatmaya yetiyor mu?

Onlarin sistemin kurbani olduklari dogrudur, ama hiç degilse öncülerin
ayni zamanda siddete egilimli, her türlü suça açik, kendi bölgelerinde
oturan herkesi sindiren, kurduklari çetelerle insanlara dünyayi dar eden
suçlular olduklari da yadsinamaz. Ve bu nitelikleri yüzünden uzun
süredir, gettolarda yasayanlar da dahil olmak üzere herkes onlardan
zaten yaka silkmekteydi.

Bu durumda, sertlik yanlisi Sarkozy'nin tutumunu hakli bulmak mümkün mü?


Sarkozy'nin olayin temel nedenlerine hiçbir sekilde egilmedigi, böyle
bir egilim de göstermedigi düsünülürse, bataklikla degil sivrisineklerle
ugrastigini ve hakli olmadigini söylemek daha dogru olacak sanirim.

O zaman, son yillardaki yükselisinin önünde hiçbir seyin ve kimsenin
duramadigi 2007 Cumhurbaskanligi seçimlerinin en büyük adayi Sarkozy'nin
siyasi yasamina bu olaylarin son verecegi, hiç degilse darbe indirecegi
söylenebilir mi?

Böyle bir davranis da çok acele bir yargi olur. Orta sinifin ve tutucu
çevrelerin içinde kök salmis olan güvensizlik duygusunu daha da
arttirici yönde gelisirse olaylar; toplum, korku saikiyle daha da saga
kayarak Sarkozy'ye artan ölçüde destek bile verebilir.

- Bundan Fransiz toplumu kazançli çikar mi?

Her toplumun kendi çikarini kendi belirlemesi esas olduguna göre, bu
soruyu yanitlamak bize degil Fransizlara düser.

Karmasik bir toplumsal olayin sorulari da çok fazla, yanitlari da güç
oluyor.

Yarin devam edecegim.


asirmen@cumhuriyet.com.tr

  

 

[Présentation] [Press-Book] [Album] [Activités] [Actualités] [Nous Contacter] [Olusum/Genese]
[Dossier O/G] [Editions A TA TURQUIE] [Bibliographie] [Bibliothèque] [Poésies] [Hommage] [Galeries]
[Exposition] [Manifestations] [Annuaire] [Annonces] [Informations] [Liens] [Carnet Rose] [Quoi de Neuf]

Copyright 1999-2000 © Site créé par ATATURQUIE
Tel : 03 83 37 92 28 / Fax : 03 83 37 83 30 / poste@ataturquie.asso.fr
Webmaster :
Dominique SOUTREL
Site optimisé en 1024 x 768 pour Microsoft Internet Explorer 5

basdroite.gif (174 octets)