Genç Türk ve büyük Türk Ugur HÜKÜM Cumhuriyet 16.10.2005 Polisleriyle televizyon kameralarinin önüne geçti mi takindigi ''biçkin delikanli'' edalari, Millet Meclisi koridorlarinda kendini sikistiran gazetecilere yapistirdigi ''hirçin dâhi'' cevaplari, cart renkli bulvar dergilerine (artik baskasina âsik) esiyle verdigi ''olgun mutluluk'' pozlari, Fransiz siyaset arenalarinin ''Jeune Turc / Jön Türk / Genç Türk'' ünü, bakalim 2007'de Elize Sarayi yani Fransiz Cumhurbaskanligi Köskü'ne tasiyabilecek mi? Fransa'yi televizyon araliklari veya gazete basliklarindan bile izliyorsaniz, kimi kastettigimizi derhal anlamissinizdir. Öncelikle baskani oldugu iktidar partisi UMP içinde, sonra da ülkedeki tutucu hatta gerici çevrelerde Türkiye karsitlarinin basini çeken, simdiki Içisleri Bakani Nicolas Sarkozy' den söz ediyoruz. Medyayi ustaca kullanma, çagdas iletisimi tam bir vurucu silaha dönüstürme yetisine sahip ''atom karinca'', ama Napolyon gibi hirsli iktidar adami sabirsizliginin bedelini son zamanlarda kendi kazdigi tuzaklara düserek ödemeye basladi. Medyalarda çizdigi ''mazbut aile babasi'', dini ve geleneksel vecibelerini hakkiyla yerine getiren bir vatandas, 1905 Laiklik Yasasi'nda degisiklik isteyen ''neomuhafazakâr-liberal'' Bush ruhunda politikaci profiliyle çok tutulacagina inaniyordu. Ancak omuzdaslari Merkel veya Schüssel' in pek basarili oldugunu söylemek zor. Üstelik kamuoyu yoklamalari gittikçe bas rakibi, yeni Basbakan Dominique de Villepin lehine ''irtifa'' kaybettigini gösteriyor. Ünlü ve yasli bir televizyon sunucusundan kaptigi manken esi geçen yaz basinda gönlünü yakisikli bir reklam sirketi patronuna kaptirinca ''öksüz çocuk'' havalarina girdi. Yaz ortalarinda derin arkadasliklari oldugu bir kisim boyali basin, ''Fransa'yi kurtarma (!) mücadelesini erteleyip, ailesini ve çocuklarini kurtarma mücadelesine girdigi'' haberini yaydi. Simdi ise yeni bir taktik deneniyor. Sali günkü France-Soir gazetesi, Sarkozy'nin Fransa'nin en saygideger muhafakâr gazetesi Le Figaro'nun politika servisinde çalisan bir gazeteci, Anne Fulda ile birlikteligini yaziyordu. Bir süredir basin kulislerinde dolasan dedikodu, ertesi gün AFP (özerk devlet haber ajansi) bültenlerinde de yayimlaninca, daha önceleri medyayi yatak odasina bile sokmaktan çekinmeyen ''Fransa'nin emniyetinin kendinden soruldugu'' adam çileden çikiyordu. Nicolas - Anne çiftinin AFP ve France-Soir aleyhine mahkeme açacagi, yine basina yansiyan haberler arasindaydi. Geçen günlerde Korsika - Fransa arasinda sefer yapan Ulusal Deniz Hatlari feribot sirketi SNCM'nin özellestirilmesi sürecinde grevcilere takindigi ''kararlilik'' maskesi ardindaki siddet tavri çogu alanda kendini gösteriyor. Terorizmle mücadele adina gözalti süresini 48 saatten 6 güne çikartmayi planlayan Sarkozy elestirilere ''sol liberal Tony Blair bile 15 güne çikartacak'' cevabini veriyor. Bu haftaki sol Hiristiyan dergi Temoignage Chretien kapagina yerlestirdigi Sarkozy fotografinin altina iri harflerle ''Sarkozy'nin Yalanlari'' basligini seçmisti. Merkez egilimli haftalik Marianne ise yine Sarkozy fotografli kapak konusunu ''Yuvarlanmanin Baslangici'' ifadesiyle duyuruyordu. Hapisten yeni çikan bir cinsel sapigin tekrar tecavüzlere girismesi üzerine ''derin Fransa'' dan homurtular yükselince Sarkozy konuyu kullanmis ve derhal agir bir ''sabikalilar yasasi'' tasarisina girismisti. Basin-yayin organlari Sarkozy'nin sertlige kilif arayan açiklarini yakalamakta gecikmediler. Ancak Sosyalist Parti içindeki ''Yeni Sosyalist Parti'' akiminin kurucu ve sözcülerinden, yildizi parlayan milletvekillerinden Arnaud Montebourg' un belirttigi gibi ''sinirsiz ihtiraslari nedeniyle tehlikeli olmaya baslayan bu adama'', yine basina bakilirsa AB-Türkiye konusunda bizzat Cumhurbaskani Jacques Chirac' tan beklenmedik sikilikta bir samar geldi. Fransa'nin istihbarati çok güçlü, taninmis mizah dergisi Le Canard Enchaine 28 Eylül tarihli baskisinda, ''Türkiye geçen hafta sonu devletin en üst seviyesinde az daha krize yol açiyordu. Basin 24 Eylül'de yapilan UMP Konvansiyon toplantisinda Sarkozy'nin Türkiye ile müzakerelerin baslamasi yönündeki yumusak konusmasini hayretle izliyordu. Bu inanilmaz virajin ardinda Chirac vardi.'' Saglik nedeniyle yaklasik bir aydir siyaset meydanini bos birakan baskan, dergiye göre 23 Eylül aksami Sarkozy'yi arayip eger 3 Ekim'de Türkiye ile açilmasi öngörülen görüsmelere düsmanca tavir takinacak olursa, aralarinda kopma yasanacagini ve ayagini denk almasi gerektigini açikça söylemisti. Biçkin Genç Türk'e, ''Söz hürriyetinle hükümetteki yerin arasinda bir tercih yap'' son ihtarini çeken baskanin, daha önce 12 ve 19 Eylül'deki görüsmelerde de Sarkozy'i uyardigi ileri sürülüyordu. Haberi ''Büyük Türk ve Genç Türk'' basligiyla veren derginin bilgilerini Türiye'nin Paris Büyükelçisi Uluç Özülker de RFI (Radio France Internationale) radyosunda düzenlenen, önümüzdeki hafta da l'Express dergisinde yayimlanacak bir söyleside onayliyor. ''Basinda çikan bazi haberlere karsin Cumhurbaskani Chirac, Türkiye'ye yandas tavrindan hiç taviz vermedi. Tam bir büyük Türk dostu ve ileri görüslü bir devlet adami sifatiyla Türkiye'nin Avrupaliligini, Avrupa Birligi'ndeki yerini daima savundu.'' |