BRÜKSEL’DE BİR HAFTA 13- 20 Aralık 2004 Tüsiad - 20/12/2004 AVRUPA BİRLİĞİ’NDE YIL SONU TATİLİ OLMASI NEDENİYLE BU SAYI 2004 YILININ SON SAYISIDIR TÜM OKUYUCULARIMIZA MUTLU BİR 2005 YILI DİLİYORUZ AB – Türkiye - 16-17 Aralık 2004 tarihli AB Konseyi zirvesi Başkanlık Sonuç Belgesi’nde Türkiye ile ilgili paragraflar: 17. AB Konseyi, Türkiye ile ilgili Helsinki Zirvesi’nde Türkiye’nin "diğer aday ülkelerle aynı koşullar altında AB’ye katılacak bir aday ülke olduğu” ve ardından Aralık 2004 zirvesinde “AB Konseyi” AB Komisyonu raporu ve tavsiye kararı temelinde Türkiye’nin Kopenhag siyasi kıstaslarını yerine getirdiğine karar verirse, Türkiye ile katılım müzakereleri gecikmeksizin açılacaktır” şeklindeki önceki sonuç bildirilerini hatırlatmaktadır. 18. AB Konseyi Türkiye’nin geniş kapsamlı reform sürecinde göstermiş olduğu kararlı ilerlemeyi memnuniyetle karşılamakta ve Türkiye’nin bu süreci devam ettireceğine dair inancını ifade etmektedir. AB Konseyi ayrıca AB Komisyonu tarafından belirlenen 6 yasama maddesinin yürürlüğe konulması için Türkiye’nin etkin bir şekilde çalışmasını beklemektedir. Özellikle temel özgürlükler ve insan hakları alanında siyasi reform sürecinin geri dönülmezliğinin, kapsamlı ve etkin uygulamasının temini için, AB Komisyonu tarafından izlenme süreci devam edecektir. AB Komisyonu işkence ve kötü muameleye sıfır hoşgörü politikası dahil 2004 raporu ve tavsiye kararında belirlediği konularda AB Konseyi’ne düzenli olarak rapor vermeye davet edilmektedir. AB reform sürecinin önceliklerini belirleyen Katılım Ortaklığı Belgesi temelinde siyasi reformların ilerleyişini yakından izlemeye devam edecektir. 19. AB Konseyi Türkiye’nin on yeni üye ülkenin katılımını göz önünde bulundurarak Ankara Anlaşması’nın uyarlanmasını öngören protokolü imzalama kararını takdirle karşılamaktadır. Bu bağlamda, AB Konseyi Türkiye’nin “Türk hükümeti Ankara Anlaşması’nın uyarlanması için gerekli protokolü, katılım müzakerelerinin fiilen başlaması öncesinde ve AB üyeliğinin mevcut durumunu göz önünde bulundurarak gerekli uyarlamalar üzerinde uzlaşma sağlanıp, son hali verildikten sonra imzalamaya hazır olduğunu teyit eder” şeklindeki açıklamasını memnuniyetle karşılamaktadır. 20. AB Konseyi iyi komşuluk ilişkileri kurulmasına yönelik açık taahhüt verilmesi gereğinin altını çizerek, Türkiye’nin komşularıyla ilişkilerini iyileştirmesini ve sürmekte olan sınır sorunlarına BM Şartnamesi çerçevesinde barışçı çözüm bulmak amacıyla ilgili üyesi ülkelerle çalışmaya devam etmeye hazır olmasını memnuniyetle karşılamaktadır. Bu konuya ilişkin olarak başta Helsinki zirvesi olmak üzere önceden açıklanan sonuç bildirgeleri doğrultusunda AB Konseyi sürmekte olan anlaşmazlıkları gözden geçirmiştir ve bu amaca yönelik açıklayıcı temasları memnuniyetle karşılamaktadır. Bu bağlamda AB Konseyi katılım sürecine olumsuz etkisi olacak çözümlenmemiş sorunların gerekirse Uluslararası Adalet Divanı’na götürülebileceği görüşünü yeniden teyit etmektedir. AB Konseyi kaydedilen ilerleme konusunda bilgilendirilecektir ve uygun gördüğü takdirde konuyu inceleyecektir. 21. AB Konseyi 15 Aralık 2004 tarihinde Avrupa Parlamentosu tarafından benimsenen raporu kaydetmiştir. 22. AB Konseyi, AB Komisyonu’nun belirlediği altı yasama maddesinin kabul edilmesini memnuniyetle karşılamaktadır. AB Konseyi, son olarak kabul edilen altı yasama maddesi, AB Komisyonu raporu ve tavsiye kararı ışığında, bu yasaların yürürlüğe konması kaydıyla, katılım müzakerelerinin başlaması için Türkiye’nin Kopenhag siyasi kıstaslarını yeterli düzeyde yerine getirdiği kararına varmıştır. Bu bağlamda AB Konseyi AB Komisyonu’nu sonuç bildirgesinin 23. paragrafı temelinde, Türkiye için bir müzakere çerçevesi önerisi sunmaya davet etmektedir. AB Konseyi, AB Bakanlar Konseyi’nden 3 Ekim 2005 tarihinde müzakereleri açmak için bu çerçeve üzerinde anlaşmalarını talep etmektedir. - AB Konseyi AB’ye katılacak her ülkeyle nasıl müzakere edileceğini belirleyecek bir müzakere çerçevesi yapılmasına kara verdi. AB Konseyi zirvesi Başkanlık Sonuç Belgesi’nin 23. paragrafında açıklanan bu çerçeve her aday ülke için AB Komisyonu önerisini takiben AB Bakanlar Konseyi tarafından tesis edilecek. Beşinci genişleme süreci deneyimleri, değişen AB müktesebatı ışığında belirlenecek her müzakere çerçevesinde her aday ülkenin erdemleri, özel durumları ve özellikleri dikkate alınarak şu hususlar göz önünde bulundurulacak: · Önceki müzakerelerde olduğu gibi müzakerelerin içeriği politika alanlarına göre farklı başlıklar altında oybirliğiyle karar verilen Hükümetlerarası Konferans (HAK) çerçevesinde yapılacaktır. · AB Komisyonu önerisi üzerine AB Konseyi oybirliğiyle müzakere başlıklarının geçici olarak kapatılması, bazı hallerde, başlıkların açılması için gerekli kıstasları belirleyecektir. Bu kıstaslar yasama açısından AB müktesebatına uyum ve müktesebatın yanı sıra AB ile olan sözleşmeli ilişkilerden doğan yükümlülüklerin tatmin edici düzeyde uygulanmasına atıfta bulunacaktır. · Koruyucu önlemler temelinde daimi olarak kullanılabilecek uzun geçiş dönemleri, imtiyazlar, özel düzenlemeler ve kalıcı koruyucu önlem maddeleri uygulanması düşünülebilir. AB Komisyonu uygun gördüğü hallerde her aday ülke için hazırlayacağı müzakere çerçevesi önerisine tarım, serbest dolaşım ve yapısal politika alanlarında koruyucu önlemleri dahil edebilecektir. Ayrıca kişilerin serbest dolaşımını tesis edecek karar verme sürecinde üye ülkelere azami söz hakkı verilmelidir. Geçiş düzenlemeleri ya da koruyucu önlemler rekabete ya da Tek Pazarın işleyişine etkilerine göre incelenmelidir. · Bir aday ülkenin AB’ye katılımının mali boyutu, uygulanan Mali Çerçeve kapsamında ele alınmalıdır. Bundan nedenle, müzakerelere henüz başlamamış ve AB’ye katılımı önemli mali sonuçlar doğurabilecek adaylarla müzakereler, olası önemli mali reformlarla birlikte ancak 2014 yılından sonraki dönemi kapsayan Mali Çerçeve’nin oluşturulmasından sonra tamamlanabilecektir. · Müzakerelerin ortak hedefi AB’ye katılımdır. Müzakereler sonucunda ne olacağına dair peşinen güvence verilemeyen açık uçlu bir süreçtir. Tüm Kopenhag kıstasları dikkate alındığında, aday ülkenin üyeliğin yükümlülüklerini tam olarak üstlenecek durumda olmaması halinde, aday ülkenin AB yapılarına mümkün olan en sıkı bağlarla bağlanması temin edilmelidir. · Özgürlük, demokrasi, insan haklarına ve temel özgürlüklere saygı ve hukukun üstünlüğü gibi AB’nin üzerine kurulduğu değerlerin bir aday ülkede ciddi bir şekilde ve sürekli ihlal edilmesi durumunda, AB Komisyonu ya kendi girişimi ya da üye ülkelerin üçte birinin talebiyle müzakerelerin askıya alınmasını tavsiye edebilir ve müzakerelerin yeniden başlayabilmesi için gerekli koşulları önerebilir. AB Bakanlar Konseyi, aday ülkeye söz hakkı verdikten sonra, AB Komisyonu’nun önerisiyle ilgili kararını nitelikli oy çoğunluğuyla alacaktır. Üye ülkeler, HAK’ta, oybirliği ile karar alma gerekliliğini koruyarak, Bakanlar Konseyi kararına göre hareket edeceklerdir. Avrupa Parlamentosu bu konuda bilgilendirilecektir. · Katılım müzakerelerine paralel olarak AB her aday ülkeyle kapsamlı bir siyasi ve kültürel diyalog oluşturacaktır. Karşılıklı anlayışı iyileştirmek amacıyla kişileri bir araya getirecek bu kapsamlı diyalog sivil toplumu da kapsayacaktır
- TÜSİAD AB Konseyi Brüksel zirvesi sonrasında bir basın bülteni yayınladı. Basın bülteninde hükümetin hayata geçirdiği başarılı reformlar ve yürüttüğü etkin diplomasi sonucunda AB ile müzakerelere başlama kararının alındığı ve böylece TÜSİAD’ın misyonunun temel bir aşamasının da hayata geçirildiği belirtildi. Ayrıca önümüzdeki dönemde AB ile müzakere sürecimizi etkileyecek ana konulara yer verildi: · AB’ye tam üyelik müzakere sürecinin kapsamlı reform ve uzlaşmacı bir bürokratik kültür anlayışını içerecek şekilde tasarlanması; · AB mevzuatı ve politikaları ile AB içindeki değişik ülkeleri ve siyasi dengeleri çok iyi analiz eden profesyonel kadroların yetiştirilmesi ve göreve getirilmesi; · Lizbon Stratejisi ve siyasal bütünlük alanlarındaki eğilimlerin (AB Anayasası) dikkate alınması.
Basın açıklamasında Kıbrıs sorununun AB-Türkiye ilişkilerinde sorun yaratma potansiyeli bulunduğu belirtildi. Ayrıca TÜSİAD’ın 2005 yılı içinde “Annan Planı” temelinde müzakereleri tamamlayıp Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm bulmaları için Türkiye’nin etkin politika izlemesini beklediğine ve başta AB olmak üzere tüm uluslararası camianın “Güney Kıbrıs” hükümeti üzerinde bu amaçla etkin baskı oluşturacağını ümit ettiğine yer verildi. - Avusturya Devlet Başkanı Wolfgang Schüssel AB Konseyi Brüksel zirvesinin hemen sonrasında Avusturya’da Türkiye’nin üyeliği ile ilgili halkoylaması yapılabileceğini söyledi. Schüssel Türkiye’nin AB’ye üyeliği konusunda sadece parlamentonun değil, halkın da görüş bildirmesi gerektiğini ileri sürdü. - Hollanda Dışişleri Bakanı Bernard Bot Türkiye’nin AB’ye üyeliğiyle ilgili Avusturya ve Fransa’da halkoylaması gerçekleştirilecek olması nedeniyle Türkiye’nin büyük olasılıkla AB’ye üye olamayacağını iddia etti. AB’ye uyum sağlaması için Türkiye’ye zaman verileceğini ve gerçekleştirilen reformları hayata geçirmesi için AB’nin Türkiye’ye daha çok baskı uygulayacağını ifade eden Bernard Bot, bu gerekçelerle Türkiye ile müzakerelere başlama kararının verildiğini söyledi. - AB Hollanda Dönem Başkanlığı Türkiye’nin AB’ye üyeliği ile ilgili Avusturya ve Fransa’nın halkoylaması yapma kararını eleştirdi. Hollanda Dışişleri Bakanı Bernard Bot Türkiye’ye ne 1999’da ne de 2002’de üyelik süreci sonucunda halkoylaması yapılacağının söylenmediğini ve bu konuda adil olunması gerektiğini AB liderlerine hatırlattı. 1 Ekim 2004’te Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac hükümete AB’nin genişleme süreci öncesinde Fransa’da halkoylaması yapılmasını olanaklı hale getirmek için Fransız Anayasası’nda değişiklik yapılması için bir taslak hazırlamalarını istemişti. Bu koşulun Romanya, Bulgaristan ve Hırvatistan’a uygulanması söz konusu olmayacak. - AB Hollanda Dönem Başkanı Jan Peter Balkanende 21 Aralık’ta Avrupa Parlamentosu’ndaki siyasi grupların başkanları ile bir araya gelerek AB Konseyi Brüksel zirvesi kararlarını açıklayacak ve Türkiye ile üyelik müzakerelerine başlanması konusunda ayrıntılı bilgi verecek. - Avrupa Parlamentosu’nda 15 Aralık’ta gerçekleştirilen oylamada 262 “hayır” oyuna karşı 407 “evet” oyu ile AB’nin Türkiye ile müzakerelere gecikme olmaksızın başlanması kararı alındı. 26 parlamenterin “çekimser” kaldığı oylama AP’nin iç tüzüğünün 162. maddesine dayanılarak gizli oylama şeklinde yapıldı. Oylamanın gizli olması yönündeki talep, Avrupa İçin Liberal ve Demokrat İttifakı ve Sosyalistler tarafından Avrupalı Hıristiyan Demokrat grubunun bir oyunu olarak nitelendirildi. Parlamento kararında Türkiye ile müzakerelerin ilk bölümünde siyasal kıstasların tamamlanması ve hayata geçirilmesine öncelik verilmesi gerektiği belirtildi. - Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac 15 Aralık’ta Fransız televizyon kanalı TF1’deki ana haber bülteninde Türkiye’nin AB’ye üyeliğiyle ilgili bazı açıklamalarda bulundu. Bir barış ve istikrar projesi olan AB’nin aynı zamanda demokrasi, insan hakları ve özgürlüklerin kök salması, en iyi ekonomik ve sosyal kalkınma şartlarına sahip olma iradesi anlamına da geldiğini söyleyen Chirac, bu çerçevede Türkiye’nin AB’ye katılmasının Fransa için yararlı olacağını ifade etti. Türkiye’ye “evet” ya da “hayır” dışında başka bir cevap verilmesi olasılığıyla ilgili soru karşısında Chirac Türk halkının gururlu bir halk olduğunu, AB’ye girmek için çaba gösterdikten sonra Türkiye’ye AB’ye tam üye olamayacağını söyleyemeyeceklerini, bu noktada tarih karşısında ağır bir sorumluluk altında olduklarını söyledi. Sözde Ermeni soykırımı iddiası ile ilgili soru karşısında Chirac Fransa Senatosu’nda ve Ulusal Meclis’te kabul edilmiş bir yasa bulunduğunu, Türkiye’nin bu konuda gerekli “hafıza çalışmasını” yapacağına inandığını ifade etti. - Finlandiya, Danimarka ve İsveç’te TÜSİAD’ın muadilleri olan özel sektör kuruluşları Türkiye ile müzakerelere derhal ve koşulsuz başlanması yönündeki görüşlerini bildiren ortak bir bildiri yayınladı. Bildiride kuzey ülkeleri tarafından AB’nin Türkiye’ye diğer aday ülkelerden farklı davranmasının sebeplerinin anlaşılamadığı açıklanıyor. Türkiye’nin diğer aday ülkelerle AB’ye aynı potansiyel faydaları sağlayacakken neden onlarla aynı şansa sahip olmadığı soruluyor. AB - Genişleme - AB Konseyi Brüksel zirvesinde Romanya ve Bulgaristan ile Katılım Antlaşması’nın Nisan 2005’te imzalanması kararı alındı. Alınan kararda Bulgaristan ve Romanya’nın önceden belirtilmiş olan reformlar konusunda ilerleme kaydetmemeleri durumunda AB’ye tam üyelik tarihlerinin 2008 yılına kadar ertelenebileceği belirtildi. Hırvatistan ile müzakerelere başlanması ise Hırvat hükümetinin Uluslararası Ceza Mahkemesi ile tam işbirliği yapması koşuluna bağlandı. Hırvat hükümeti AB ile müzakerelerin koşulsuz olarak başlatılmasını istiyordu. Avrupa Parlamentosu 16 Aralık’ta açıkladığı ve bağlayıcılığı olmayan önergesinde Romanya’nın Ocak 2007’de AB’ye katılmasını umut ettiğini; ancak Romanya hükümetinin yolsuzlukla mücadele, sosyal güvenlik, çevre, devlet yardımları, adalet ve iç işleri konularındaki reformları sürdürmesi gerektiğinin altını çizmişti. AP aynı önergede Bulgaristan’da süregelen organize suçlar, yolsuzluk ve insan kaçakçılığı sorunlarına karşın Katılım Antlaşması’nın 2005’in ilk yarısında imzalanması için büyük bir engel bulunmadığını açıklamıştı. Rekabet ve Devlet Yardımları - AB Komisyonu İtalya’nın yurtdışı fuarlara katılan firmalara özel vergi indirimleri yapılmasının AB’nin devlet yardımı kurallarına uymadığını tespit etti. Söz konusu vergi indirimi yalnızca ihracat yapan firmaları kapsadığı ve İtalyan firmalarının dış piyasalardaki etkinliğini olumlu yönde etkilediğinden serbest rekabetin zarar göreceğinin tespit edildiği ve bu nedenle de uygulamanın onaylanmadığı açıklandı. - AB Komisyonu’nun onayladığı şirket birleşmeleri: · Slovak Telekom’un Slovakya’da mobil telefon sektöründe faaliyet gösteren Eurotel Bratislava’yı satın alması; · Fransa merkezli Idex firmasının Hollanda merkezli özel yatırım firması Industry Kapital’i satın alması; · Amerika merkezli Cerberus Group’un Almanya merkezli Peguform GmbH & o. KG i.L’yi satın alması; · Transportes Aereos Portugueses’in (TAP) yer hizmetleri bölümü ile özel bir havayolu şirketi olan Portugália’nın yer hizmetleri bölümünün birleşmesi. Enerji - Güneydoğu Avrupa ülkeleri, Türkiye ve AB25’in bakanları “Enerji Topluluğu” (ET) kurulması için temel konularda anlaştı. ET Avrupa bölgesinde enerji ile ilgili tek bir düzenleme ve denetleme alanı oluşturulmasını amaçlıyor. Bu anlaşma Güneydoğu Avrupa ülkelerinin gelecekte AB’nin diğer sektörleriyle de bütünleşebileceğine işaret ettiği için büyük önem taşıyor. ET’nin kuruluşunu onaylayan anlaşmanın 2005 yılı yaz aylarında imzalanması bekleniyor. Bütçe - AB25’in ilk bütçesi olan 2005 yılı AB Bütçesi Avrupa Parlamentosu tarafından onaylandı. 106,3 milyar € tutarındaki 2005 yılı bütçesi AB’nin toplam gayri safi milli gelirinin %1,004’üne karşılık geliyor. 2004 yılı bütçesine göre %4,4 fazla olan 2005 bütçesindeki artış ortak tarım politikası ve yeni üye ülkelerin AB15 ile bütünleşmesi çabalarından kaynaklanıyor. Bütçede yer alan temel başlıklar: · Tarım Politikası: Ortak Tarım Politikalarındaki reformun bütçeye %10,2’lik bir artış etkisi oldu. · Yapısal Faaliyetler: Bölgesel politikanın genişlemiş bir AB’nin bütünleşmesi üzerindeki etkisi düşünüldüğünde 42.4 milyon € olarak ayrılan bütçe kalemi yetersiz bulundu ve 2005 yılı ortasında yeniden gözden geçirilmesi öngörüldü. · İç Politikalar: 9,1 milyar € tutarındaki kaynak uluslararası terör, sağlık, tüketici hakları, araştırma, eğitim, ulaşım, kültür ve enerji konularını kapsıyor. · Dış İlişkiler: Barış ve demokrasinin yeniden sağlaması için 5,2 milyar € tutarında bir kaynak ayrıldı. · Katılım Öncesi Stratejisi: Toplam 2,1 milyar € tutarındaki kaynaktan Hırvatistan da yararlanabilecek. KKTC’nin ekonomik gelişimi için 120 milyon € tutarında yardım verilmesine karar verildi. AB’ye katılım öncesinde Romanya ve Bulgaristan’a yardım olarak toplam 1,6 milyon €, Türkiye’ye de 286 milyon € verilmesi öngörüldü.
|