hautdroite2.gif (179 octets)

Ataturquie

A TA TURQUIE, Association socio-culturelle

PROJET DE L'ANATOLIE DU SUD-EST

--- Retour ---

GAP Bölgesi Toprağını Aymazlığa Sattık Bile

Ali SİRMEN
Cumhuriyet - 27/08/2004

 

"GAP'ta neyi görmek istiyorsun? GAP nedir, o büyük barajlar ve sulama sistemi mi sadece"?

Bu sözleri, 1993 yılında, GAP röportajı yapmak için, bölgeye hareket etmeden önce görüştüğüm, projeye büyük katkıları olan Galatasaray Lisesi'nden sınıf arkadaşım yüksek mühendis Ünal İlker söylüyordu.

Uyarısında haklıydı.

Türkiye'de, politikacılar da, medya da, kamuoyu da, özellikle bölge halkı da Güneydoğu Anadolu Projesi'ni (GAP) tam olarak anlamış değillerdi.

İnsanlık tarihinde tarımın beşiği olan Mezopotamya bölgesinin tümünü kapsayan ve yalnızca tarımsal bir girişim olmayıp, tüm bölgesel kalkınmayı, sanayileşmeyi, üretim ilişkilerinde olduğu kadar sosyal yapıda da önemli değişiklikleri içeren büyük bir projeydi söz konusu olan.

Başlangıçta, projenin en çarpıcı noktası olan Atatürk Barajı'nın büyüklüğü kamuoyunda da heyecan yaratmış, Urfa merkezli, Atatürk Barajı ve Urfa tünelleri odaklı GAP gezileri bile düzenlenmişti.

Öte yandan, Türkiye'nin Fırat'tan başlayıp, Dicle'ye uzanarak, iki nehrin sularını kontrol altına almaya yönelen girişimi, komşularında ciddi endişeler yaratmış, Ortadoğu'da yirmi birinci yüzyılın en büyük sorunu olacak olan bölge sularının paylaşımı konusu daha geçen yüzyılın son on beş yılında gündemin başına oturmuştu.

****

Evet, GAP artık uluslararası boyuta ulaşmış bir konu olarak çıkıyordu karşımıza. O yalnızca bir tarım projesi olmanın ötesinde, sanayileşme, toplumsal gelişmenin, bütün bölgenin ve Türkiye'nin çehresini değiştirmenin projesi olmuştu.

Urfa'dan başlayan GAP gezim, Atatürk Barajı, Urfa tünelleri, Harran ve bölgedeki Tarım Bakanlığı tesislerini içerdikten başka, GAP bölgesinin sanayi merkezi Gaziantep'i içerdiği gibi, tarımsal sorunların incelendiği Çukurova Üniversitesi'ne, oradan sosyal projelerin de üretildiği GAP İdaresi'nin bulunduğu Ankara'ya kadar uzanıyordu ve konuştuğum bütün yetkililer, projenin doğru dürüst kavranmadığından yakınıyorlardı.

Evet su, Mezopotamya topraklarını canlandıracak, bu canlılık, hem tarımsal üretim artışına hem de yerleşim merkezlerinin içme sularının ıslah edildiği altyapı sorunlarına el atıldığı bölgede, Gaziantep odaklı, ama yalnızca onunla sınırlı kalmayan bir sanayileşmeyi tetikleyecek, bölgenin olduğu gibi, taaa İstanbul'a kadar bütün Türkiye'nin çehresini değiştirecekti.

Ama, proje bütünüyle kavranmadığı takdirde, yeni yeni sorunlar doğacak ve bunlar da yeni çıkmazlara sürükleyeceklerdi bizleri.

Bilinçsiz sulama bunlardan biriydi.

On yıl önce görüştüğüm uzmanların altını çizdikleri bu tehlike gerçekleşti. Şimdi GAP bölgesinin suya kavuşan kısımlarında, hem ürün seçimi ve oranlaması açısından hem de sulama konusundaki bilinçsiz davranışlar sebebiyle, büyük umutlarla girişilen proje tuzlanma yüzünden felakete davetiye çıkarmaya başladı.

****

Urfa tünelleri hizmete girip, Atatürk Barajı'nın suları ovaya doğru akmaya başlayınca, GAP'tan ilk rantı sağlayanlar, Urfa'da kanala nazır apartımanlar yapıp satan müteahhitler olmuştu.

Aslında devletin topluma yaymayı becerdiği bir GAP politikası yoktu.

Bir yandan finansal sıkıntılar, öte yandan PKK terörü yüzünden tavsayan projeye baştaki ilgi de zamanla kayboldu.

Çoğu kişi Türkiye'nin en hızlı büyüyen ve yapı değiştiren kentinin İstanbul değil, Urfa olduğunun bile ayırdında değildi ve unutulan GAP, uzmanların, araştırıcıların çalışmalarının teoride kaldığı, bölge halkına bile yansımadığı, büyük sosyal sorunlarının ayırdına varılmayan bir proje olarak kaldı.

Bölgenin büyük üretim potansiyeli ürün seçimi, sulama ve de sosyal gelişme açısından nasıl yönlendirilmeli sorusu bir kenara bırakıldı.

Böylece GAP bölgenin makûs talihini değiştirmekten çok, onu hızlandırma tehlikesini bile taşıyan başıboş sahipsiz bir projeye dönüştü.

2003 yılında, yabancıların Türkiye'de mülk ve arazi edinmelerini sağlayan düzenleme yapılınca da, GAP bölgesinde başta Suriye ve İsrail olmak üzere yabancılar hızla toprak alımına başladılar ve Zileli 'nin gazetecilik başarısı da dikkatlerin bölge üzerinde yoğunlaşmasına yol açtı.

Şimdi kimileri için alarm zilleri çalıyor.

Bazıları yalnız GAP bölgesinin değil, başka bazı yerlerin de belirli amaçlara yönelik yabancılar tarafından satın alınmasına karşı çıkıp, haykırıyorlar:

- Vatan toprakları satılamaz.

Oysa GAP bölgesinde biz vatan topraklarını, yabancılardan önce, sosyal yapının çarpıklıklarına, uyuşukluğa, vurdumduymazlığa, cehaletle kol kola verip tuzlanmaya yol açan açgözlü kısır görüşlülüğe çoktan satmıştık bile.

Belki de yabancıların bölgede mülk edinmeleri ve bu gerçeğin ortaya çıkması GAP konusunda uyanmamız için vesile teşkil etmiş olması bakımından yararlı bile olmuştur.

 

[Présentation] [Press-Book] [Album] [Activités] [Actualités] [Nous Contacter] [Olusum/Genese]
[Dossier O/G] [Editions A TA TURQUIE] [Bibliographie] [Bibliothèque] [Poésies] [Hommage] [Galeries]
[Exposition] [Manifestations] [Annuaire] [Annonces] [Informations] [Liens] [Carnet Rose] [Quoi de Neuf]

Copyright 1999-2000 © Site créé par ATATURQUIE
Tel : 03 83 37 92 28 / Fax : 03 83 37 83 30 / poste@ataturquie.asso.fr
Webmaster :
Dominique SOUTREL
Site optimisé en 1024 x 768 pour Microsoft Internet Explorer 5

basdroite.gif (174 octets)