hautdroite2.gif (179 octets)

Ataturquie

A TA TURQUIE, Association socio-culturelle

EUROPE - TURQUIE

--- Retour ---

Zor dönem başladı!..

Birgün – 17/12/2004

 

Diplomasinin tüm inceliklerinin uygulandığı bir günü yaşadık dün. Bir gece önce, AB liderlerinin anlaştığı hedeflerlerin açıklanacağı sonuç zirvesi bir türlü zamanında yapılamadı. Belki en zor geçen zirve oldu.

Sonuç, Türkiye'yi ve AB'ye girme doğrultusunda baştan beri kararlı tavır koyanları tatmin etmedi. Bu kararları, Türkiye'nin hak ettiği sonuç olarak algılamadım...

Liderler; 3 ekim 2005 tarihinden itibaren müzakerelere başlanması, görüşmelerin "ucunun açık" olması ve "kalıcı bazı kısıtlamaları" içeren hedeflerde anlaştılar. Ayrıca, verilen tarihte müzakerelere başlayabilmek için, zirvede, Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanınmasını sağlayacak "Ankara Antlaşması'nın ek protokolünün" imzalanması şartını getirdiler.

Ortaya çıkan metin, dün bazı gazeteciler tarafından ekranlarda farklı farklı değerlendirildi. Aslında her yapılan yorumun kendi içinde tutarlılığı vardı. Ancak değerlendirmeler arasında birliktelik yoktu. Bu durum, gelecek dönemin ne denli "zor" geçeceğinin göstergesidir..

Kanaat önderlerinin anlaşamadığı, netleşemediği dolayısıyla aktarmakta zorluk çektiği bir metni, kamuoyu nasıl algılayabilecek, doğruya nasıl ulaşacak? Müzakereler öncesi ve sonrası ortaya çıkacak her konunun olduğu gibi ortaya konulması nasıl sağlanacak? Şimdiden düşünülmesi gereken önemli bir konu!

İnce diplomasinin kelime oyunlarını, bu oyunların içinden gelenler rahat okur!..

Dünkü büyük kriz, Kıbrıs'ın tanınmasını sağlayacak "ek protokolün" acilen imzalanması talebi ile çıktı. Aslında bu talep, eninde sonunda karşımıza çıkacaktı. AB'yi oluşturan 25 ülke içinde Kıbrıs da olduğuna göre; tüm ülkelerle yapılacak görüşmelerde yalnızca Kıbrıs'ı dışlamak da mümkün olamayacağına göre; bugün olmazsa yarın, bu tanıma işlemi zaten gerçekleşecekti. Buna neden çok şaşırıldı anlayamadım.

Dün Türkiye'nin direnmesinin, diplomatik açıdan gelecekte Kıbrıs ve Yunanistan'ın koyacakları çekincelere karşı kullanacağı kozu daha başından yitirmek istememesi olduğu inancındayım. Ama asıl başbakanın, bu konuyu iç politika gereği büyüttüğünü düşünüyorum. Yoksa imza sonrası, Londra ve Zürih anlaşmalarınca sahip olduğumuz Kıbrıs üzerindeki haklarımızın kaybolacağını düşündüğünü zannetmiyorum. Erdoğan'ın baştan beri Kıbrıs konusunda çok geniş davrandığını biliyoruz.

Nitekim, Annan Planı'na olumlu oy veren KKTC halkının yaptıkları, AB liderlerince unutulmadığı için, bir süre sonra, "ek protokolün imzalanması" direnci zirvede kaldırıldı.

Tüm dikkatler bu tarafta iken, Türkiye için önemli kayıp olan asıl kararlar gözden kaçıyor.

Liderlerin; "ucu açık" olarak görüşmelere başlanması, olumsuz sonuçlanması sonrasında "AB ile yeni yöntemlerle" bağlantı kurulabileceği ve "kalıcı kısıtlamalarla" ilgili görüşleri, üzerinde durulması gereken konulardı! Dün bütün gün, "kurulan tuzak", Kıbrıs konusu ile gözden kaçırıldı!.. Bu maalesef kaybettiğimiz, AB'nin başarılı diplomasi bir oyundur!.

Kararlar Fransa, Avusturya ve Alman sağcılarının baştan beri söyledikleri "Türkiye'ye farklı statü" verilmesi taleplerini gerçekleştirebilecek bir sonucu sağlayacaktır.

Daha önce de defalarca yazmıştım. "Süreç" diplomaside çok sevilen ve her türlü manevrayı gerçekleştirebilen anlamlı kelimedir. Sürecin başlangıcı bellidir ama genellikle bitiş tarihi bilinmez. Hele hele "ucu açık" derseniz "bu işin sonu yoktur!" demektesiniz.

AB Türkiye'ye,bu işin sonu "kesin üyelikle bitmeyebilir" sinyalini inceden vermektedir. "Ucu açık" müzakerelerden sonra gerekirse "yeni yöntemler ve arayışların" AB içinde düşünülebileceğini net bir şekilde ortaya koyarak, amacını belli ediyor..

Ayrıca "kalıcı kısıtlamalardan" murat ettiği, iş gücü dolaşımının tam engellenmesi, Türkiye'yi zaten "farklı bir üye" konumuna getiriyor!..

Müzakerelere başlama tarihinin verilmesi son derece anlamlı, ama önemli değil. Bu tarih, bir zafer olarak kabul edilmemeli. Ancak,gelecekle ilgili yeni ve zorlu bir sürecin başlangıç tarihi olarak alınmalı. Önemli olan AB yolunda, kalıcı kısıtlamalar olmadan tam üyeliğinin "bitiş sürecinin tarihini" alabilmektir!.. Bilinmeli ki; bağımsızlık ve egemenliğin yeni tarifi; o birlikte ortak olan tüm üyelerin haklarına eşit bir şekilde sahip olmaktır..

Bu iş, sadece hükümete yüklenecek kadar basit değildir. Ülkenin her kişi ve kurumu, bu "süreci bitirmek" için üzerine düşeni sonuna kadar yapmalıdır!..

     

 

[Présentation] [Press-Book] [Album] [Activités] [Actualités] [Nous Contacter] [Olusum/Genese]
[Dossier O/G] [Editions A TA TURQUIE] [Bibliographie] [Bibliothèque] [Poésies] [Hommage] [Galeries]
[Exposition] [Manifestations] [Annuaire] [Annonces] [Informations] [Liens] [Carnet Rose] [Quoi de Neuf]

Copyright 1999-2000 © Site créé par ATATURQUIE
Tel : 03 83 37 92 28 / Fax : 03 83 37 83 30 / poste@ataturquie.asso.fr
Webmaster :
Dominique SOUTREL
Site optimisé en 1024 x 768 pour Microsoft Internet Explorer 5

basdroite.gif (174 octets)