hautdroite2.gif (179 octets)

Ataturquie

A TA TURQUIE, Association socio-culturelle

ECONOMIE TURQUE

--- Retour ---

Hangi İktisat!

Erol MANİSALI
Cumhuriyet - 06/10/2003

 

Para ve banka derslerinde UCLA'da veya Stanford'da okutulanlarla İstanbul veya Ankara üniversitelerinde anlatılanlar birbirine yakın şeylerdir. Örneğin menkul kıymetler (taşınır değerler- kâğıtlar) borsaları anlatıyorsa,

- bunların, tasarrufların ekonomide değerlendirilmesinde ne kadar yararlı oldukları,

- şirketlerin bu sayede kaynak sağlayarak hem kendilerine hem de tasarruf sahiplerine nasıl yararlar sağladıkları,

- hatta diğer ekonomilerdeki tasarruf sahiplerini de cezbederek ülkeye uluslararası ilişkilerde ne büyük yararlar getirdiği anlatılır. New York'ta da, Londra'da da, Frankfurt'ta da, İstanbul ve Ankara'da da öğretim üyeleri ders kitaplarındaki bu bilgiyi ortak bir öğreti olarak anlatırlar.

Aynen dört zamanlı bir motorun nasıl çalıştığını anlatır gibi. Menkul kıymetler borsaları için bütün bu anlatılanlar Batı kapitalizmi için doğrudur. New York, Paris, Frankfurt, Londra için geçerlidir. Şirketler, tasarruf sahipleri, ülke ekonomileri borsalar sayesinde birlikte kazanırlar.

Batı kapitalizmi içindeki ülkeler (ve kurumlar) için geçerli olan bu durum Batı kapitalizmi dışındaki borsalar ve ülkeler için geçerli değildir.

Türkiye'yi örnek alalım ve geçerli olmamasının nedenlerini anlayalım.

1) Türkiye Batı kapitalizminin dışındadır. Dışında olmanın, daha doğrusu bırakılmanın yalnız iktisadi değil siyasi sonuçları da vardır. Türkiye'deki borsa Batı'nın dışındaki bir borsa olduğundan KİT'leri ile, şirketleri ile, tarımı ile, ihracatı ile ve tabii borsası ile ''kaybetmek zorundadır'' .

Türkiye Batı kapitalizminin ''kaybedenler tarafına itilmiştir'' . Türkiye'de sadece ''dar bir çevre kazanacak'' , gerisi kaçınılmaz olarak kaybedecektir. Özellikle de tek boyutlu, Batı boyutlu kapitalist düzen ilerledikçe.

Menkul kıymetler borsaları ancak Batı içindeki ülkelerde (ve ekonomilerde) gelişir ve kazandırırlar. Hem mikro hem de makro düzeyde, Türkiye gibi dışarıdakiler için ise kumarhane örneğinde olduğu gibi, ''ara sıra kazandırma hilesi'' uygulanır. İnsanlar tamamen kopup gitmesinler diye.

2) Türkiye'de borsada istatistiklere baktığımız zaman 4-5 grubun borsa işlemlerinin %50 dolayında bir bölümünü yönlendirdiğini görüyoruz. Dolaylı yönlendirmeler de göz önüne alındığında uzmanlar oranın %80'e ulaştığını söylüyorlar. New York ya da Frankfurt borsasında böyle bir durum yoktur; böyle bir durumun yarardan çok zarar getireceğini bildikleri için gerçekleşmez. Borsa orada ''göstermelik olarak değil, kapitalizme yarar sağladığı için bulunmaktadır'' . Hem de sömürge imparatorluklarının ayrılmaz bir kurumu olarak, çok eski yıllardan beri...

3) Türkiye'de borsa ''Batı'nın Türkiye üzerindeki iktisadi ve siyasi operasyonlarının bir köprüsü, bir aracı olarak kullanılmaktadır'' . Borsa kanalı ile örneğin ABD veya Almanya, Türkiye üzerinde rahatlıkla işlediği baskıyı yaralayabilir. 2001 yılı krizinde bunlar yaşandı.

Bunlar azgelişmiş ülkelerdeki borsaları Batı'dan ayıran sadece birkaç faktördür. Şimdi biz iktisat öğretisinde borsayı New York'ta da, İstanbul'da da aynı şeylermiş gibi anlatmak, ''Batı kapitalizminin kendisi için doğru olanları bizim için de geçerli şeylermiş gibi kabullenmek,'' kendi kendimizi kandırmak olmuyor mu?

Onların şirketleri ve bizim şirketlerimiz...

Batı kapitalizminde dev şirketler kazanırken ülkelerine de kazandırıyorlar. Buna karşılık Türkiye'de dışa bağımlı büyük şirketler kazanırken Türkiye'ye kaybettiriyorlar.

Bu gariplik nereden kaynaklanıyor? Çok basit, bizim yerli şirket dışarıdaki dev şirkete bağımlı olduğu için; dev şirket kendi ülkesine kazandırmak için bizde kaybettirmek zorunda kalıyor.

- Son 10-12 yılda tütün ve sigara sanayiinde, manzara tabak gibi görünür. Bizim tütün üreticisi kaybederken Amerikan tütün üreticisi, Yunan tütün üreticisi sürekli kazanmış.

- Pamukta da aynı şey; GAP'ı yapan Türkiye pamukta dışa bağımlı hale gelmiş. Yağlı tohumlarda aynı durum.

- İmalat sanayiinde birim üretimde dış girdi oranı on yıl önce %30 iken bugün %50'yi geçmiş.

Gelelim şirket (firma) teorisine; iktisat öğretisi örneğinde borsada olduğu gibi şirket şirkettir, Amerika'da da, Almanya'da da, Türkiye'de de aynıdır diye başlarsak büyük yanlış yapmış oluruz. Bir otomobili, sürücüsünü ve yedek parçalarını göz önüne almadan anlatmış oluruz.

- Sürücü kimdir, arabayı nereye götürmek istiyor?

- Arabanın yedek parçaları nasıl sağlanıyor?

Bunları düşünmeden, araba arabadır, hiç fark etmez dersek ''aç tavuk kendini darı ambarında sanır'' misali yanılmış oluruz.

Merkezi Amerika'da ya da İtalya'da bulunan dev bir firmanın Türkiye'deki uzantısı ile merkezdeki ana şirket apayrı kurallar içinde çalışır. Merkez, önündeki birçok seçeneğe bakarak kâr maksimizasyonu yapar. Türkiye'deki şube şirket ise önüne dayatılan 2-3 olasılık ile bağlıdır. Hatta Türkiye'deki ''yerli'' şirketin müdürünü bile dışarıdaki şirket tayin etmiştir.

Şimdi biz iktisat (veya işletme) öğretisinde Amerika'daki ve Türkiye'deki şirketleri aralarında hiçbir fark yokmuş gibi anlatırsak büyük bir yalan söylemiş olmaz mıyız? Bu sadece faiz oranlarından doğan bir farklılık değildir. Yerli şirketin elinin kolunun dışarıdakine bağlanmış olmasından kaynaklanan ''esaslı'' bir ayrılıktır. Biri okyanustaki balık, diğeri ise akvaryumdaki balıktır.

Batı kapitalizmi içindeki iktisat öğretisi Batı kapitalizminin kendi çıkarları doğrultusunda işleyişine göre tarihsel süreci içinde ortaya çıkmıştır. Bunun büyük bir kısmı küresel değildir, yerlidir; kapitalizme özgüdür ve Batı kapitalizmi için geçerlidir.

Otomobil, sürücü, direksiyon, aktarma organları, motor ve tekerleklerden meydana gelir. Sürücüyü yokmuş gibi kabullenmek arabayı anlamsız hale getirmez mi?

Hele yarışta bizim arabaların üzerine Batı kapitalizmi kendi sürücülerini oturtmuş ise... Evet, hangi iktisat mı diyelim yoksa ''fena halde iktisat mı!'' Attilâ İlhan 'ın kulakları çınlasın...

 

www.istanbul.edu.tr/iktisat/emanisali

 

[Présentation] [Press-Book] [Album] [Activités] [Actualités] [Nous Contacter] [Olusum/Genese]
[Dossier O/G] [Editions A TA TURQUIE] [Bibliographie] [Bibliothèque] [Poésies] [Hommage] [Galeries]
[Exposition] [Manifestations] [Annuaire] [Annonces] [Informations] [Liens] [Carnet Rose] [Quoi de Neuf]

Copyright 1999-2000 © Site créé par ATATURQUIE
Tel : 03 83 37 92 28 / Fax : 03 83 37 83 30 / poste@ataturquie.asso.fr
Webmaster :
Dominique SOUTREL
Site optimisé en 1024 x 768 pour Microsoft Internet Explorer 5

basdroite.gif (174 octets)