| Aldanmak ve Aldanmamak Ali SIRMEN In Cumhuriyet 01/02/2001
Güç günlerde akli öne çikaran, önüne serilen tuzaklara aldanmayip sogukkanlilik ve sagduyu ile davrananlar kazanirlar. Türkiye içte ve dista güç günler yasiyor. Aldanmamak zorundayiz. Bu yüzden, Fransa Büyükelçisi Bernard Garcia 'nin, ''yasanin sembolik oldugu ve yaptirim gücü bulunmadigi'' yolundaki açiklamasina aldanmamaliyiz. Büyükelçi, ne yapsin, ne desindi ki? ''Evet Fransa size karsi düsmanca bir tavir sergiledi, üstelik gerçekleri ayaklar altina aldi, tartisma özgürlügünü de zedeledi'' diyecek hali yoktu ya! Ama biz yine aldanmayalim. Çünkü bu yasa ile artik Fransa'da yayimlanan kitaplarda, gazetelerde dergilerde, Fransiz TV ve radyolarinda ''Ermeni soykirimi olmamistir, Osmanli Ordusu'nu arkadan vuran dogu illerindeki Ermeniler, mecburi bir tehcire tabi tutulmuslardir, bu sirada onlar içinden çok kisi ölmüstür, tipki onlarin eylemli kalkismalari sirasinda yaptiklari katliamda, ölen onbinlerce Türk gibi...'' demek yasaktir. Böyle söyleyenler daha önce çikarilan yasaya göre cezalandirilacaklardir. Nitekim bu yasadan da önce ayni tezi savunan tarafsiz tarihçi Bernard Lewis , Ermeni soykirimini Fransa resmen kabul etmemisken bile, sembolik bir para cezasina çarptirilmistir. Bu açidan Sayin Büyükelçi'nin de kimi Fransiz yetkililerinin de durumu yatistirmaya yönelik açiklamalarina inanmamak durumundayiz. **** Sayin Büyükelçi'nin, Jacques Chirac 'in, ''Ermeni Soykirim Yasasi'' ni onaylamasi ile ilgili olarak ''Fransiz Besinci Cumhuriyeti'nde tam bir kuvvetler ayriligi vardir'' açiklamasina da kanmayalim. Tam bir kuvvetler ayriliginin bulundugu ABD'de benzer durum, Baskan Clinton tarafindan engellenmistir. Fransa'da kuvvetler ayriligi ABD kadar ileri safhada degildir, bu gerçegi de bilelim. Kaldi ki, Besinci Cumhuriyet döneminde de, cumhurbaskanlari bir yasayi imzalamadan önce anayasaya uygun olup olmadiginin anlasilmasi için Anayasa Konseyi'ne gönderebilir. Besinci Cumhuriyet'te, cumhurbaskanlari sembolik yetkilerle degil, gerçek yetkilerle donatilmislardir. Chirac yerel diller konusundaki uluslararasi anlasmayi onaylayan parlamento kararini ''Fransa'nin birligi ve bütünlügüne aykiri oldugu'' gerekçesiyle imzalamamistir. Bu gerçekleri bilelim ve Paris'in de temsilcilerinin de açiklamalarina aldanmayalim. Ama aldanmamakla yetinmeyelim, davranislarimizi da duygularimizin degil, aklin ve sagduyunun dogrultusunda sogukkanlilikla belirleyelim. **** Örnegin Istanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroglu gibi, bütün bilimsel iliskileri askiya alan reaktif davranislara girmeyelim. Alemdaroglu, popülist sansasyonel reaksiyonlar gösterecegi, bilimi siyasetin dümen suyuna terk edecegi yerde, proaktif davranabilir, basinda bulundugu üniversitenin yetkili fakülte ve kürsülerinde, Ermeni sorunu konusunda bilimsel arastirmalar yapilmasini tesvik yolunu tutabilirdi. Ama en asagi elli kere yazdigimiz gibi, proaktif olamayip, reaktif kalan toplumlarin basina hep bu geliyor. Ne yazik ki ülkemizin en eski üniversitesinin basindaki kisi de tasidigi bilim adami sifatina karsin proaktif olamiyor. Aldanmamamiz gereken bir konu da Ermenistan ile iliskilerimizdir. Evet, Türkiye ile Ermenistan'in iyi iliski içinde olmasindan her iki ülke de karsilikli çikar saglayacaktir. Evet, Avrupa'daki gelismeler daha ziyade diaspora Ermenileri'nin girisimlerinin ürünüdür. Ama unutmayalim ki Erivan da anayasasinda ''Ermeni soykiriminin taninmasini amaçladigini'' belirtmektedir. Bu durumda, iliskilerin düzeltilmesi için girisimin ilk adiminin Erivan'dan gelmesi gerekmektedir. Hem onlar, bu düzelmeye bizden daha fazla muhtaçtirlar. Onlarin da Türkiye'yi köseye sikistirmakta bir çikarlari olmadigini anlamalari zamani gelmistir. Bu yolu onlari hiç bir zaman düsman olarak görmeden, ama yaptirimlar ile göstermek belki de daha akilci olacaktir. |