Fransiz siyasetçilerine Allah akil versin! Hasan CEMAL Milliyet, le 11/01/2001 Olacak sey degil! Fransa'da "Ermeni soykirimi yoktur!" demek suç haline geliyor. Ilgili tasari dün Ulusal Meclis'in Dis Iliskiler Komisyonu'ndan geçti. Simdi sirada Meclis Genel Kurulu var. Gelecek hafta buradan da geçerse, Fransa'nin alnina koca bir ayip sürülmüs olacak. Mümtaz Soysal'in deyisiyle: "Descartes'larin, Pascal'larin, Voltaire'lerin ve Braudel'lerin Fransa'si, siyasal amaçli yasalarla akilci kuskuyu durdurmanin ve arastirmaci insanlari susturmanin degil, düsünce ve bilim özgürlügünün ülkesi olarak bilinir bizim buralarda. Yerel seçim telasina düsmüs partilerle politikacilarin tarih yazdigi nerede görülmüs ki, Fransa'da görülsün. Daha dogrusu, iyi bilinmeyen bir tarihin iç politika hesaplari ugruna kullanilmasina seyirci kalmak koca Fransiz devletine yakisan bir tutum mudur?" (10 Ocak tarihli Hürriyet, sayfa 12) Bu tasarinin Fransiz Anayasasi'na da aykiri oldugu biliniyor. Akli basinda Fransiz hukukçulari bu konuda görüs birligi içindeler. Düsünebiliyor musunuz? Bu tasari yasa haline gelince, Fransa'da kimse kalkip "Ermeni soykirimi yoktur!" diyemeyecek. Böyle düsünse bile oturup herhangi bir gazete veya dergide yazi yazamayacak. Bilimsel çalisma yapamayacak. Çünkü konusursa, yazarsa, akademik çalisma yaparsa yasayi çignemis olacak, suç isleyecek. Nerede kaldi ifade özgürlügü? Nerede kaldi bilim özgürlügü? Nerede kaldi demokrasi? Anlasilan bunlarin hiçbiri Fransiz siyasetçilerini ilgilendirmiyor. Onlari ilgilendiren tek sey var: Oy! Öyle anlasiliyor ki, oy ugruna satmayacaklari, satamayacaklari hiçbir seyleri yok, hiçbir degerleri kalmamis. Oy ugruna islerine geldigi vakit özgürlügü de, demokrasiye de satabiliyorlar demek. "Ermeni soykirimi yoktur!" demeyi suç haline getirmenin bir baska anlami var mi? Cezayir söz konusu oldugunda, Cezayir insanina Fransa'nin 1950'de reva gördügü insanlik disi eylemler gündeme geldiginde, "Tarih bizim isimiz degil" diyen Fransiz Ulusal Meclisi, oy gündeme geldiginde, tarih yazmaya, tarihi yargilamaya kalkisabiliyor. Tarihten husumet çikarma konusunda herhangi bir sakinca görmüyor. Fransa'nin ayibi bu. Fransiz siyasetçileri, Fransa'nin alnina kolay silinemeyecek bir ayibin lekesini sürmenin esigindeler. Ayrica aymazlik içindeler! Yani eski deyisle gaflet... Atesle oynadiklarinin farkinda degil Fransiz siyasetçileri, Fransiz Ulusal Meclisi. Çünkü tarihi siyasete malzeme yaparak, Türklerle Ermeniler, Türkiye'yle Ermenistan arasinda yeni husumet tohumlarinin ekilmesine de yol açiyorlar. Oysa tarihi tarihçilere birakmaktir dogru olan. Baska çare yok. Savas kosullarinda, neredeyse yüzyil önce yasanmis büyük acilarin, hem Ermeni hem Türk toplumlarinin vicdanlarinda açtigi yaralarin sarilmasi için daha hala zamana ihtiyaç var. Bunun için bir yandan Türkiye'yle Ermenistan arasinda 'halktan halka iliskileri' baslatmak, öbür yandan bilimsel mekanlarda tarihi gerçekleri arastirmak, serbestçe tartismak ve düsünmek gerekiyor. Bu açilardan Türkiye'nin bir an önce atmasi gereken adimlar var. Ankara'nin gündemine artik tarihi yargilamak yerine arastirmanin yollarini açmak, bunun için bilimsel alanda 'Türk - Ermeni ortak platformlari' olusturmak gelmelidir. Bunun gibi, Ermenistan'la iliskileri normallestirmenin nerelerden geçtigi de akilci degerlendirmelerin konusu olarak Ankara'nin gündeminde yerini almalidir. Ayibi haykiralim ama... Bir baska deyisle: Yalniz Fransa'ya, Fransiz politikacilarina yildirimlar yagdirmakla bir yere gidemeyiz. Evet, kendi alinlarina kendi elleriyle sürdükleri ayibi yüzlerine haykiralim. Ama ayni zamanda tarihi bizim için bir sorun olmaktan çikacak adimlari da Türkiye'nin büyük çikarlarini akilci biçimde hesaba katarak düsünelim. Bizim de buna gerçekten ve acilen ihtiyacimiz var. h.cemal@milliyet.com.tr |