hautdroite2.gif (179 octets)

Ataturquie

A TA TURQUIE, Association socio-culturelle

QUESTION ARMENIENNE

--- Retour ---

Fransa ve Ermeniler

Prof. Dr. TOKTAMIS ATES
In Cumhuriyet 25/01/2001


Geçen yazimda, Fransa'nin Ermeni sorununa yaklasiminin bazi özel nedenleri oldugunu ve bunu bir sonraki yazimda anlatacagimi yazmistim. Gerçekten, Fransa'nin Ermenilere özel bazi borçlari vardir.

Bu arada, özellikle vurgulamak istedigim önemli bir konu var. O da ülkemizdeki Ermeni kökenli vatandaslarimizin, bu çirkin oyunlarla ilgilerinin olmamasi. ASALA terörü dis temsilcilerimize yönelmisken de bunun sikinti ve acilarini yasayan Türk-Ermeniler, simdi baska sikintilar içinde. Ve kimligini kaybetme endisesi içindeki Ermeni diasporasinin bu türden ''çirpinislari'' , en çok onlari rahatsiz ediyor. Ülkemizde bazi fanatik gruplarin Ermeni kökenli vatandaslarimizi hedef alan çirkinliklere girismemelerini de memnuniyetle karsiliyorum.

****

20. yüzyilin baslarindaki Fransa, o günlerin en büyük sömürge imparatorluklarindan biriydi. ''Bayraginin üzerinde günes batmayan ülke'' tanimi, Ingiltere için yapilmistir ama, Fransa'nin da Ingiltere'den geri kalan yani pek yoktu.

Osmanli Imparatorlugu 1. Dünya Savasi'nda, Dogu Cephesi'nde Rusya ile; Çanakkale, Irak ve Suriye cephelerinde Ingiltere ve Fransa ile savasmisti. Çanakkale Savasi denildigi zaman, kara savasi yürüten Avustralya ve Yeni Zelanda kuvvetleri (ANZAC) animsanir ama, deniz savaslarina katilan Fransa pek animsanmaz. Hele savas sonrasinda Mondros Mütarekesi'nin 7. maddesinin verdigi hakla, ülkenin pek çok yerine asker çikarttigi hiç akla gelmez. Oysaki savas sonrasindaki ''yagma'' dan Fransa da payini almak istemis, fakat yanlis politikalarla bu ''kurtlar sofrasindan'' yari aç kalkmisti.

Aslinda Fransa'nin payina düsen Suriye ve Lübnan, en aç anlayislara bile yeterdi. Fakat ''daha fazlasini'' isteyince, tatminsizlik duygusuna kapilmisti. (Mustafa Kemal, Fransa'nin bu kirginligini çok iyi kullanacaktir.)

Ingiltere, Bati Anadolu'daki Rum tebaaya güvenerek, Yunanistan'a bölgeye çikis izni vermis ve bölgede, kendi denetiminde bir ''Ionya Devleti'' olusturmaya çabalamisti. Eger Sakarya'daki inanilmaz direnisimiz olmasaydi, bu politikanin basarili sonuçlanmasi bile mümkündü.

Ingiltere'nin Bati Anadolu'da Rumlara güvenerek uyguladigi bir politikanin benzerini Fransa, Kilikya bölgesinde (Gaziantep, Urfa, Maras, Adana vs.) Ermeni nüfusa güvenerek uygulamaya çabaladi.

Fakat Bati Anadolu'da, Yunanistan'in gönderdigi ve Ingiltere'nin en modern silahlarla donattigi düzenli ordu birlikleri olmasina karsin, Kilikya'ya asker gönderecek bir Ermenistan söz konusu degildi.

Ve Fransa'nin üniforma giydirip silahlandirdigi Ermeni gençleri, bölgede terör estirmeye baslayinca, bölgedeki Türkler de silahlandilar ve kendi baslarinin çaresini aramaya basladilar. Mustafa Kemal'in Anadolu'yu örgütlemeye baslamasi ve TBMM'nin Ankara'da çalismaya baslamasinin da etkisiyle, bölgedeki Ermeni ve Fransiz güçleri, bölgeyi terk etmek zorunda kaldilar. Zaten Fransa, bu ''yagmada'' Ingiltere'nin ''arslan payini'' kaptigini düsündügü için, ''fiili savasimdan'' elini etegini çekme niyetinde idi.

****

Fransiz askerleri bölgeyi terk ederlerken, kaderlerini Fransizlara baglamis olan bölge Ermenileri de kitleler halinde Suriye ve Lübnan'a göçtüler. Bugün kimi Suriye kentlerinde ve Lübnan'da ve özellikle Beyrut'taki Ermeni cemaatleri, bu gelismelerin sonucudur.

Fransizlarla birlikte Suriye ve Lübnan'a göçen Ermenilerin önemli bir bölümü deniz yoluyla Fransa'ya ve bir bölümü de Fransa'dan ABD'ye göçtüler. (Tabii daha önceden göçmüs olanlar da vardi.) Özellikle Marsilya'daki kalabalik Ermeni cemaatinin kökeni, o tarihlere kadar gider. Zaten Marsilya'da ilk Ermeni ''aniti'' (!) açilmasi ve bunun yogun diplomatik tartismalara yol açmasi da nedensiz degildir.

Günümüz Fransa'sinda Ermeni oyu, fazla ciddiye alinacak bir düzeyde degildir. Hatta kimi yörelerde, Türk isçilerinin yerel düzeydeki etkinlikleri daha fazladir. Fakat kimi tutucu Fransizlar, Ermenilere karsi olan ''diyet borçlarini'' unutmamislardir.

Ve niyet ne olursa olsun, bugün Fransa Cumhuriyeti, Ermenilerin 1915'te Osmanli Imparatorlugu'nda bir soykirima ugradiklarini kabul etmektedir. Utanmazligin bu derecesi görülmemistir...

****

Fakat kendileri de rahat degil. ''Bunun bir yaptirimi yok...'' vb. gibisinden açiklamalar yapma geregini duyuyorlar. O gün Meclis'te 50 kisinin olmasini da mazeret gibisinden dile getiriyorlar.

Bos laflar bunlar.

Türkiye - Fransa iliskileri, bundan sonra asla eskisi gibi olmayacak. Oysaki yüzlerce yillik tarih boyunca, çok kisa bir dönem hariç, hiçbir ciddi çatismamiz olmamisti. Ama bunu kendileri istediler.

Çok pisman olacaklar...  

   

 

[Présentation] [Press-Book] [Album] [Activités] [Actualités] [Nous Contacter] [Olusum/Genese]
[Dossier O/G] [Editions A TA TURQUIE] [Bibliographie] [Bibliothèque] [Poésies] [Hommage] [Galeries]
[Exposition] [Manifestations] [Annuaire] [Annonces] [Informations] [Liens] [Carnet Rose] [Quoi de Neuf]

Copyright 1999-2000 © Site créé par ATATURQUIE
Tel : 03 83 37 92 28 / Fax : 03 83 37 83 30 / poste@ataturquie.asso.fr
Webmaster :
Dominique SOUTREL
Site optimisé en 1024 x 768 pour Microsoft Internet Explorer 5

basdroite.gif (174 octets)